pH değeri yüksek su alkali su özelliği taşır ve normal sulara oranla sağlık açısından daha faydalıdır.

Peki içtiğimiz suyun pH değerini nasıl öğrenebiliriz? Cevabı bu yazıda.

ALKALİ SUYUN FAYDALARI

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki alkali suyun  faydalarının ne olduğunu bilmiyorsanız buraya tıklayarak okuyup öğrenebilirsiniz.

PH’I KAÇ OLAN SU ALKALİDİR?

Bir suyun pH değeri 8 ve üzerindeyse o su alkalidir.

PH DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR?

Bunun için en kolay yol; internette sayılan pH ölçer sıvı damladan almak. Ölçmek istediğiniz suyun içine bir kaç damla bu sıvadan damlattıktan sonra karıştırmanız size sonucu verecektir.

Suda çıkan renk yukarıdaki tabloda yer alan 8 ve yuklarısındaki sayıların altında yer alan renklerdense bu suyunuzun pH değerinin yüksek olduğunu ve alkali olduğunu gösterir.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Yaşamımız boyunca su tüketmediğimiz gün belki de yoktur. İnsan vücudunun 4’te 3’ünün su olduğunu düşünürsek suyun önemi bir kez daha ortaya çıkar.

Peki her su aynı derecede faydalı mıdır? Elbette değil. Bu konuda uzmanlar ise alkali su içilmesini tavsiye ediyor.

ALKALİ SU NEDİR?

Alkali su; pH değeri 7,5 üzerinde olan olan sudur.

ALKALİ SUYUN FAYDALARI

* Bağışıklık sistemi korumada daha etkilidir.

* Vücuttaki asit/alkali dengesini korur.

* Hücrelerde mükemmel nemlenme (hidratasyon) sağlar.

* Vücudun hücre seviyesinde yenilenmesine ve genç, sağlıklı, diri kalmasına yardımcı olur.

* İçeriğindeki negatif iyonlar sayesinde hastalıklara ve erken yaşlanmaya sebep olan serbest radikalleri temizler.

* Vücudumuzda biriken asidik toksinleri nötralize ederek arınmaya yardımcı olur.

* Daha fazla oksijene sahiptir.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Fransa Tiroit Hastaları Derneği, konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda üretici firmanın “başkalarının hayatlarını tehlikeye attığı” ve “hile yaptığı” suçlamalarına yer verildi.

Diğer taraftan üretici firma Merck Serono, Mart 2017’de yeni formülünü çıkardıkları ilacın eski formülüne dönüldüğünü açıkladı.

Fransa Sağlık Bakanı Agnes Buzyn yaptığı açıklamada, Levothyrox kullanan 3 milyon kişi üzerinde yapılan araştırmalarda, ilacın kramp, baş ağrısı, saç kaybı, uyku hali gibi bazı yan etkilerinin tespit edildiğini bildirmişti.

Fransa’da 9 bin kişinin ilacın yan etkilerine maruz kaldığını belirlediklerini dile getiren Buzyn, araştırmanın sonuçlarının gelecek ay yayımlanacağını kaydetmişti.

Fransa, yeni formülün piyasaya sürüldüğü ilk ülke olmuştu.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Günlük hayatımızda kullandığımız plastik şişeler, kaplar, su bidonları, plastik kutularda paketlenmiş gıdalar, biberonlar sağlığımızı tehdit ediyor. Özellikle çocuklar, hamileler ve yaşlılar bu tehdidin altındalar.

Sertleştirilmiş plastik su bidonları, PVC (Polikarbon) maddesi içeriyor. İlave olarak ftalat, BPA (Bisifenol-A) maddeleri var. Bu maddelerden en önemlisi sağlığa zararlı olan Bisifenol-A… Özellikle tekrarlanan (depozitolu şişeler) kullanımlarda Bisifenol-A gıdalara ve sıvılara hızla geçebilme özelliğine sahip.

UZMAN UYARISI

Medical Park Fatih Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, Bisifenol-A’nın gözle görünmediği ve bulanıklık yapmadığı için farkında olmadan bizi enfekte ettiğini anlatarak, plastik madde kullanımı durumunda ortaya çıkabilecek hastalıklar ve zararları hakkında şunları söyledi:

BPA MADDESİ KISIRLIK SEBEBİ

BPA’ya maruz kalmış anne karnındaki ceninlerde, yeni doğmuş bebeklerde ve çocuklarda alerjik hastalıklar, büyüme ve davranış bozuklukları ortaya çıkıyor. Polikarbondan üretilmiş plastik şişe ve ambalajlardan tüketilen su ve gıda maddeleriyle birlikte vücudumuza giren BPA maddesi; prostat, beyin gelişimi, kalp hastalıklarına, karaciğerde enzim bozukluklarına ve diyabet rahatsızlıklarına sebep oluyor. Polikarbonat, biberonlarla beslenen çocukları, erken cinsel olgunlaşmaya maruz bırakıyor, sperm üretiminde ciddi bir düşüşe sebep oluyor. Çünkü BPA maddesi, vücutta östrojen hormonunu taklit ediyor ve kadınlık hormonuna dönüşüyor. Erişkinlerde ise özellikle göğüs kanseri riski oluşturuyor.

NEW YORK, PARİS, LONDRA…

Şişelenmiş kaynak suları ile belediyelerin denetiminde olan şehir şebeke suyu konusunda araştırmalar yapan ve bu alanda kitapları bulunan, dünyaca ünlü Amerikalı uzman Peter Gleick dünyada en iyi şehir şebeke suyunun New York’ta olduğunu söylüyor. Diğerleri ise Paris ve Londra.

PLASTİK BİBERONDAN UZAK DURUN

Plastikten yapılmış biberonlar çocuklarda kullanılmaması gerekiyor. Hem BPA maddesinin çocuklara geçmesini engellemek hem de enfeksiyonlardan korunmak için bu gerekli. Çünkü çocuk mamalarında bakteriler çok hızlı ürer ve bu plastikten yapılmış biberonların temizlenmesi zor. Plastik biberonlarda da bakteriler hızla ürüyor. Her iki faktör nedeniyle bebeklerde oluşabilecek enfeksiyon nedeniyle plastik biberonların kullanımından kesinlikle uzak durulmalı. Ayrıca plastik biberonlar sıcak suyla yıkandığında da plastiğin içerisindeki PBA maddesi açığa çıkar ve ilave olarak koku oluşabilir. Plastik maddelerdeki kokunun sebebi PVC’den (polikarbon) yayılan digoksin maddesinin açığa çıkmasıdır. Bu maddeler kanserojen, kısırlık yapıcı, hipertansiyona yol açıcı etkileri mevcuttur. Obezitenin oluşumunda bahsettiğimiz toksik maddelerin etkisi ile ilgili çalışmalar vardır.

KRONİK YORGUNLUĞU DA SEBEBİ PLASTİK KULLANIMI

Kronik yorgunluk sendromunda PVC ve BPA maddelerinin etkin olduğu gösterilmiştir. Plastik maddelerden bulaşan kimyasal maddelerin astım hastalığı ve meme kanserine yol açtığı ortaya konmuştur. Diş hekimliğinde kullanılan dolgu maddelerin de BPA maddesini içerdiği bilinmektedir. Plastik maddeler, plastik şişeler ve kaplar;

– Mikrodalga fırına sokulmamalı

– Bulaşık makinelerine konulmamalı

– Sert deterjanla yıkanmamalı

– Sıcakta ve güneşte tutulmamalı

– Kaynar suyla yıkanmamalıdır.

Ozonla yıkama da zararlı

Bazı su doldurma tesislerinde ozonla yıkama yapılmaktadır. Damacanalar, ozon ile temizlenmektedir. Sularda brom miktarı yüksekse ozonla brom birleşerek bromat adında sağlığa zararlı bir madde oluşabilir. Son yıllarda polikarbon yerine Tiritan Ko-polyester yapısındaki kaplar üretilmeye başlanmıştır. Bu kaplar BPA ihtiva etmezler. Fakat ekonomik olmadıkları için su damacana firmaları polikarbon ihtiva eden plastik maddeleri tercih etmektedirler.

Plastiğin her ne kadar çok geniş bir alana yayılan bir teknolojisi olsa da biz, mümkün olduğu kadar tercihlerimizi camdan porselene, ahşaptan çelik kaplara doğru yapmalıyız.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Temel olarak yeminin içerisinde hekimlik mesleğinin bir takım kurallarına vurgu yapılır. Öncelikle mutlaka zarar vermemek, yarar sağlamak, ağrıyı acıyı dindirmek gibi temel içerikleri barındırır. Aynı zamanda hastanın mahremiyetini ihlal etmemek, ona dair öğrenilen bilgileri yaşamın sonuna kadar saklamak ve kişilere olan saygıları devam ettirmek gibi kuralları barındıran bir yemindir.

HİPOKRAT YEMİNİ NASIL ORTAYA ÇIKTI

Pozitif bilimin kurucusu olan Hipokrat (Hippocrates) M.Ö. 460 yılında Yunanistan’ın Kos Adası’nda dünyaya gelmiştir. Babasının da zamanın ünlü hekimlerinden biri olan Hipokrat, hastaların çözümlerini gözlemleyerek ve deneyleyerek bulmasıyla, tıbbın bilim haline gelmesini sağlamıştır.

Tıp, Hipokrat sayesinde bilimsel bir hale gelmiştir. Daha öncesinde alternatif çözümlerle, deney ve gözleme dayanmayan tıp, Hipokrat sayesinde akılcı özelliğini kazanmıştır.

2 BİN YILLIK YEMİN

Hipokrat Yemini esasen Hipokrat tarafından kaleme alınmamıştır. Bir öğrencisi tarafından 5. Y.Y.’da yazılı hale getirilmiştir. Bu kaleme alınan and, 2 bin yıldır eğitimini tamamlayan doktorların sembolik yemini olmuştur. Doktorluk sanatının en önemli sembollerinden biri olan Hipokrat Yemini, zaman zaman değişikliğe uğrasa da dinlerden ve sosyal düzenlerden bağımsız olma özelliğini taşır.

Orijinal Hipokrat andının Türkçe’ye çevrilmiş hali ise şöyle:

“Hekim apollon aesculapions, hygia panacea ve bütün tanrı ve tanrıçalar adına!… and içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim. Bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu sanatı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim. Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi malumatı ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. Bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim. Gücüm yettiği kadar tedavimi hiçbir vakit kötülük için değil, yardım için kullanacağım. Benden ağı ( zehir ) isteyene onu vermeyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmeyeceğim. Bunun gibi gebe bir kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. Fakat hayatımı tertemiz bir şekilde kullanacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olan muzdariplerde bile kullanmayacağım. Bunun için yerimi ehline terk edeceğim. Hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. Kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım. İster hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan mazarrattan sakınacağım. Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım. Vegrorum arcana visa, audita intellecta nemo eliminet.”

TÜRKİYE’DEKİ HEKİMLİK ANDI

Tıp Fakültesi’ni bitiren öğrenciler, günümüz koşullarına göre şekillendirilen Hipokrat Yemini’ni ederek mesleğe başlarlar.

“Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü,hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma,hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime,mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime dil,din, milliyet, cinsiyet,takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Hakkari’nin Yükeskova ilçesi Devlet Hastanesi ilk kez MR görüntülüme cihazına kavuştu.

HİZMET VERMEYE BAŞLADI

Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen MR cihazının hizmet vermeye başlamasıyla birlikte, yıllardır MR çekmek için Hakkari merkez ve Van iline gitmek zorunda kalan hastalar, bu sıkıntıdan kurtulmuş oldu.

MR çekmek için Devlet Hastanesi’ne gelen Yasemin Baran, kendilerini bu sıkıntıdan kurtaran Sağlık Bakanlığı yetkililerine teşekkür etti.

Baran, “Yüksekova Devlet Hastanesinde MR cihazı olmadığından hastalar Hakkari’ye ya da Van’a  gitmek zorunda kalıyordu. Buradaki vatandaşlarımız bu konuda büyük sıkıntı yaşıyordu. Ancak bugün itibarıyla  hastalar bu sıkıntıdan kurtulmuş oldu. Hakkari merkez ve  Van iline gitme çilesinden de kurtulmuş olduk. Çok mutluyuz. Bizlere bu  imkanı sağlayan Sağlık Bakanlığı yetkililerine ve bu konuda büyük girişimleri olan Hakkari Valisine teşekkür ediyoruz.” dedi.

Yüksekova Devlet Hastanesi yetkilileri ise yeni hizmete açılan MR görüntüleme cihazında 3 günde yaklaşık 200  hastaya bakıldığını bildirdi.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Belfast’taki Queen’s Üniversitesi’nde yürütülen araştırmada, aspirinin diş kökündeki hücreleri uyararak diş yenilenmesini sağladığı tespit edildi.

En yaygın diş hastalığı olan çürük, diş sinirinin iltihaplanmasına ve diş ağrısına neden oluyor.

Aspirin uzun yıllar ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç. Özellikle baş ve kas ağrılarıyla, kadınların regl dönemindeki ağrılarını gidermek için kullanılıyor.

DOLGU İHTİYACINI ORTADAN KALDIRABİLİR

Kendi hücrelerini yenileyebilme kabiliyetleri sınırlı olan dişlerin çürümesi halinde dolgu teknolojisi kullanılıyor. Ancak bu dolguların insan hayatı boyunca birkaç kez değiştirilmesi gerekiyor.

Queen’s Üniversitesi Diş Hekimliği ve Biyomedikal Bilimler Fakültesi öğretim görevlisi Profesör Ikhlas El Karim, aspirinin diş kökü hücrelerini onarmasıyla dolgulara olan ihtiyacın ortadan kaldıracağına dair çalışmalar yapıyor.

KÖK HÜCRELERLE DİŞ TEDAVİSİ

İngiltere Diş Araştırmaları Derneği yıllık konferansında sunulan araştırma bulgularında da, aspirinin diş kök hücrelerinin işlevini artırabileceğini ve hasarlı dişin kendini tedavi etmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Aspirinin dişin kendi hücrelerini üretmek için gerekli olan gen imalatına yardımcı olacağının daha önceki araştırmalarda da ortaya konduğu belirtildi.

Profesör El Karim, çalışmaların bir sonraki aşamasında aspirinin diş dentinini nasıl yenileyebileceğini ve dolgulara olan ihtiyacı nasıl değiştireceğinizi anlamaya çalışacaklarını belirtti.

El Karim bununla birlikte aspirinin dişlere enjekte edilmesini de mümkün görmüyor ve ekliyor:

“Bu şu anda bilimsel bir tartışma ve kesinliği yok. Kimseyi aspirini bu şekilde kullanma konusunda cesaretlendirmiyoruz. Amacımız eczacı meslektaşlarımızla yapacağımız çalışmalardan sonra diş için bir şeyler geliştirmeye çalışmak.”

Uzmanlar, sağlık örgütleri tarafından kabul edilen aspirinin gelecekte diş tedavisinde kullanılması durumunda dünya sağlık sistemi için büyük tasarruf sağlanabileceğini düşünüyor.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Teknolojinin ilerlemesiyle; televizyon, bilgisayara, akıllı telefon ve tabletler hayatımızda çok fazla yer tutmaya başladı.

Teknolojik aletlerin fazlasıyla kullanılıyor olması, gözlerimize de oldukça zarar veriyor.

Bu zararların önüne geçebilmek için bazı gıdaları özellikle kullanmalıyız.

Bu kapsamda; lutein, zeaksantin, çinko ve selenyum içeren gıdaların tüketilmesi öneriliyor.

Lutein ve Zeaksantin Kaynakları: Ispanak, pazı, su teresi ve şalgam, yeşil bezelye, mısır, marul, brokoli, kabak, havuç, Brüksel lahanası olarak sıralanır.

EN AZ 6 BARDAK SU

Farklı renklerdeki sebze ve meyvelerin tüketilmesini öneren uzmanlar, günde en az 6 bardak su içmenin önemine dikkat çekiyor.

Kahve, şekerli gazoz ve kolanın az tüketilmesi yönüne uyarılar yapılırken; C ve E vitaminlerin bol bol alması öneriliyor.

GÖZE FAYDALI GIDALAR

Havuç, patates, kabak, portakal, kavun, mango, kayısı, lahana, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, brüksel lahanası ve balık gözleriniz için fayda sağlayacak gıdalar arasında yer alıyor.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Unutkanlık her yaştan insanın yaşayabileceği bir durum olmakla birlikte, yaşın ilerlemesiyle birlikte kalıcı etki bırakmaya başlayabiliyor.

Hayatın yoğun temposu hastalıkların ihmal edilmesine neden olurken, sağlıklı bir yaşam için tüm vücudumuzun kontrol merkezi olan beyin sağlığının korunması gerekiyor.

UNUTKANLIK DOĞALDIR, AMA…

Genelde sinsice başlayan unutkanlığın yarattığı etkileri yaşamın doğal seyrinden ayırmak zordur. Unutkanlık beynin doğal bir işlevidir fakat kişide görülen diğer farklılıkların uzman tarafından doğru değerlendirilip anlamlandırılması çok önemlidir.

TEDBİR ALIN

Hipertansiyon, diyabet, kolesterol, yanlış diyet, obezite ve hareketsiz yaşam gibi kalp ve damar sağlığını etkileyen riskler, beyin sağlığını da yakından ilgilendirmektedir. Bu hastalıklar konusunda tedbir almayan ve tedavisini geciktiren bireyleri ileri yaşlarda bunama ve inme riskinin beklediği yadsınamaz bir gerçektir.

NASIL KORUNURUZ?

– Sigara ve alkol gibi maddeleri bırakın.

– Hareketli yaşam birçok hastalığı engellediği gibi beyin sağlığını koruma konusunda da ilk sıralarda yer alıyor. Sürekli yapabileceğiniz bir aktivite belirleyin ve bunu düzenli olarak yapın.

– Beslenme tarzınızı beyin sağlığınızı destekleyecek şekilde düzenleyin.

– Stressiz bir yaşam sürmeye çalışın.

– Sağlıklı bir uyku düzeni kurun.

BEYİN SAĞLIĞINA İYİ GELEN YİYECEKLER

– Filizler (Yeşil mercimek, brokoli gibi) hafıza için birebirdir.

– Ceviz ve kurutulmuş meyveler tüketin.

– Omega 3 yönünden zengin olan balık, Alzheimer hastalığı riskini azaltır.

– İçerisinde folik asit bulunan ay çekirdeği beynin performansını arttırarak ani felç risklerini azaltır.

– Yeşil çay, beyin fonksiyonlarını koruyan maddeler içerir.

– Kakao, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan endorfin hormonunun salgılanmasını sağlayarak, stres ve depresyon düzeyinde azalmaya neden olur.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Uzmanlar, bağırsakta yaşayan yararlı ve yararsız olmak üzere çok sayıda bakteriden yararlı olanlarını artırarak insan sağlığının korunabileceğini söylüyor.

“BAĞIRSAKLARDAKİ SORUN BİRÇOK HASTALIĞIN HABERCİSİ”

Diyetisyen Fadime Özgök Şenses, bunun için sebzelerde hindiba, enginar, yerelması, kuşkonmaz, kereviz, soğan, sarımsak, pırasa, domates, hardal bitkisi, meyvelerde ise elma, çilek, muz; kuru baklagillerden ise mercimek, kurufasülye ayrıca keten tohumu, ceviz, badem tüketilebilebileceğini söyledi. Şenses, şöyle konuştu:

“Günümüzde bağırsakların sağlıksız olması artık sadece kabızlık değil birçok hastalığın habercisi olduğu araştırmalarla ortaya konulmaya başlanmıştır. Bağırsaklarımız salgıladığı birçok hormon ve enzimlerle kendi kendini yönetebilen bir organ olarak kabul görmeye başlandı. Bu nedenle bağırsaklarımızı sağlıklı tutmak için yararlı bakteri sayısını arttırmak gerekiyor.”

“POSALI BESLENİN”

Bağırsakların sağlıklı olmasının sadece ishal, gaz şikayetlerinin önüne geçmeyeceğini bunun dışında çok ciddi hastalığı engelleyeceğini belirten Şenses şöyle konuştu:

“Bağışıklık sisteminden deri hastalıklarına, insülin direncine, kolon kanserine, özellikle çocuklarda astımdan alerjik reaksiyonlara kadar birçok hastalığın temelinde bağırsaklarda yatan bozukluklar olduğu ortaya konmaya başlanmıştır. Özellikle araştırmalar obezite, insülin direnci, karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarının bağırsak sağlığıyla ilgili olduğunu ortaya koymaya başlamıştır. Bu yüzden bu gibi sağlık problemleri olanların mutlaka diyetlerini probiyotik ve prebiyotik açısından zenginleştirmeleri önerilmektedir. Biz uzmanlar olarak ‘mutlaka posalı beslenin’  önerisini yapmamızın temelinde bağırsak sağlığı var.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}