.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Ergenliğin çocukluk ve yetişkinlik arasındaki döneme denk geldiğini belirten araştırmacılar, hemen hemen dünyanın her yerinde ergenliğin artık 20’li yaşların başlarına kadar uzandığını aktarıyor.

Bu yüzden araştırmacılar ergenliğin eskiden olduğu gibi 10-19 yaşları arasında değil, 10-24 yaşları arasında yaşandığının genel bir algı olarak yerleşmesi gerektiğini söylüyor.

Ergenliğin geç sona ermesinin toplumsal rollerde de değişiklikler meydana getirdiğini söyleyen araştırma, artık eğitim sürecinin daha geç sona erdiğini ve evliliklerin daha geç yapıldığını aktarıyor.

Bu hafta içinde yayımlanan araştırmada toplumsal kuralların ve kanunların da bu duruma göre düzenlenmesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Buluğ çağının da bütün toplumlarda daha erkene çekildiği belirtilirken artık ergenliğin bir insanın hayatında daha fazla yer edindiği aktarılıyor.

Pazarlama ve dijital medyanın bu konuda insanların sağlığını yıllar içinde değiştirdiğinin altı çiziliyor.

“ÇOCUK MUAMELESİNE GEREK YOK”

Buluğ çağının beynin hipotalamus adı verilen bölgesinin büyümeyi sağlayan hormonu salgılamasıyla başladığı düşünülüyor.

Eskiden bu dönemin 14 yaşında başladığı düşünülürken son yıllarda bunun 10 yaşına kadar indiği tahmin ediliyor.

Tıp dünyası içinde de ergenliğin yaş aralığının genişlemesinin sonuçlarıyla ilgili olarak farklı tartışmalar yürütülüyor.

Avustralya’nın Melbourne şehrinden Prof. Susan Sawyer, yetişkinlerin yasal yükümlülüklerinin 18 yaşında başladığını ancak büyümenin 25 yaşına kadar devam etmesi dolayısıyla bazı kanunlarda değişikliğe gidilmesi gerektiğini savunuyor.

Ancak İngiltere’deki Kent Üniversitesi’nden Dr. Jan Macvarish ise bireylerin toplumun beklentileri tarafından biyolojik gelişimlerinden daha önce şekillendiklerini, bu yüzden 20’li yaşlara gelen bireylere ‘çocuk muamelesi’ yapmamak gerektiğini vurguluyor.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Araştırma sonuçları her ne kadar ilk anda endişe verici gibi algılansa da uzmanlar bu durumun olumlu sonuçlarının olduğunu söylüyor.

Çünkü yapılan araştırmalar, emekleme ve yuvarlanmayla geçen bebeklik dönemi, ilerleyen yaşlarda astım ve alerji gibi sorunları engellenebiliyor.

Aşırı steril ortamların ise çocukların bağışıklık sisteminin güçlenmesinde negatif bir etki yapabileceği belirtiliyor.

EMEKLEYEN ROBOT BEBEK

Araştırmanın başkanlığını yürüten ABD’deki Purdue Üniversitesi’nden Brandon Boor, “Bebeklerin vücutları maruz kaldıkları toz fırtınasını engellemek için yeterli değil.” diyerek devam ediyor:

“Yetişkinlerde, solunum yolları ile alınan biyolojik zerreciklerin önemli bir kısmı, üst solunum yollarında tutuluyor ve eleniyor. Ancak çocuklar ağızlarından nefes alıyorlar ve bu nedenle bu zerreciklerin önemli bir kesim iç hava yollarına ulaşıyor. Bu tanecikler ciğerlerin en derin bölgelerine kadar ilerleyebiliyor.”

“Yapılan birçok araştırma mikroplara ve alerji taşıyan zerreciklere maruz kalmanın, astım ve alerjik hastalıkların oluşumunda rol oynayabildiği kadar koruma mekanizmalarının oluşumunda da rol oynayabildiğini gösteriyor.”

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

Araştırmayı yürüten Purdue Üniversitesi’nden bilim insanları bebeklerin maruz kaldığı toz ve kiri verilendirebilmek için “emekleyen robot bir bebek” icat etti.

Yapılan araştırma özellikle halıların yüzey anlamında en kötü olduğunu ortaya koydu. Yerde bulunan maddecikler arasında, kir, bakteri, deri hücresi, polen ve mantar sporları bulunuyor.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Hepimiz insan olarak zaman zaman hapşırma ihtiyacı hissediyoruz. Kimimiz için hastalık belirtisi olan hapşırık, kimileri için de bir alerjik reaksiyon.

Hapşırık insanlar için önemli bir ihtiyaçken, çalışma, bu ihtiyacın ağız ve burun kapatılarak durdurulmaya çalışılmasının ağır sonuçlara yol açabileceğini gösterdi.

HAPŞIRIRKEN BOĞAZI PARÇALANDI

İngiliz tıp dergisi British Medical Journal’da yer alan bir araştırma örneklemi, hapşırmayı engellemenin ne denli tehlikeli olduğunu ve insanları fiziksel olarak etkilediğini gözler önüne serdi.

BMJ’de yer alan analizde, ismi açıklanmayan 34 yaşındaki bir adamın etrafa mikrop saçmamak için  kuvvetle hapşırırken ağız ve burnunu kapattığı, çevreye mikrop saçmamak için bunu yaptığı belirtildi. Fakat 34 yaşındaki adamın bu kararı, beklenmeyen sonuçlar doğurdu.

Talihsiz adamın boğazı, basınç nedeniyle yırtıldı.

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

“BOYNUMDA BİR ŞEY TIK ETTİ”

Olayın gelişimine ilişkin açıklamada bulunan adam, burnunu ve ağızını hapşırırken kapattığını, bunun neticesinde boynunda bir şeyin tık ettiğini belirtti.

“Ondan sonra ağızımda bir acı hissettim. Konuşmakta, yutkunmakta zorluk çekiyordum.” diyen adam, hemen hastaneye giderek röntgen çektirdiği, tedavi altına alındığını söyledi.

Röntgen sonuçlarında soluk borusunun hasar gördüğünü ve buradan sızan havanın yumuşak dokulara zarar verdiğini belirten talihsiz İngiliz, 7 gün boyunca hastanede yatarak tedavi gördüğünü, tedavi sürecinde de  bir hafta boyunca tüp aracılığıyla beslendiğini belirtti.

UZMANLAR UYARIYOR

BMJ dergisinde yayınlanan bu araştırma, insanların hapşırırken kendilerini tutmamaları konusunun ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sererken, tutmaları durumunda ise kendilerini ne gibi sonuçların beklediğini gösteriyor.

Uzmanlar hiçbir şekilde hapşırığın tutulmaması konusunda insanları uyarıyor.  İngiliz Ulusal Kamu Sağlığı Birimi ise hapşırmanın iyi bir şey olduğunu fakat hastalık mevsiminde olunduğu için hapşırırken ağzı ve burunları peçeteyle kapatılmanın daha uygun olduğunu duyurdu.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Çocukken gerekli tedaviyi görmediği için gözünü kaybeden diyabet hastası Gamze Bakkallar, başka çocukların hayatının kararmaması için diyabet koçluğuna başladı, minik diyabetlilere umut oldu.

İzmir’de yaşayan 41 yaşındaki Gamze Bakkallar’a diyabet teşhisi, 13 yaşındayken konuldu. Ancak Bakkallar, tedaviye erken başlanmadığı için sağ gözünü kaybetti.

HAYATA SIMSIKI BAĞLANDI VE DERNEK KURDU

Hastalığının diğer organlarına zarar vermemesi için hayata daha sıkı bağlanan Bakkallar, uzun yıllar diyabet eğitim uzmanlığı yaptı ve bir arkadaşıyla Ege Diyabetliler Derneği’ni kurdu.

Bakkallar, dernek faaliyetleri kapsamında diyabetli çocuklara yardım eli uzatmak için koçluk eğitimi aldı, çocuk diyabetlilere ücretsiz yol göstericilik yapmaya ve moral vermeye başladı.

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

HASTA ÇOCUKLARA YARDIM ETMEKTEN ZEVK ALIYOR

Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Bakkallar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Haziran 2010’da diyabet hemşiresi arkadaşıyla Ege Diyabetliler Derneğini kurduklarını, hasta çocuklara yardım etmekten, “çaresizlik” duygusunu aşma konusunda onlara destek vermekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

“DİYABET KOÇLUĞU TÜRKİYE’DE YOKTU”

Sanatçıların ve sporcuların, motivasyon amacıyla koçluk hizmetinden faydalandığını dile getiren Bakkallar, şöyle konuştu:

“Tanıdığım diyabet koçu yoktu. Ben de diyabetli çocukların benim durumuma düşmemesi için koçluk yapmaya başladım. Yurt dışında rağbet gören ama Türkiye’de olmayan bir kavramdı diyabet koçluğu. Bize başvuran çocukların ve ailelerinin yaşadığı sorunları biliyorum. Diyabeti kabullenmelerinde, hastalıkla yaşamalarını sağlama konusunda yardımcı olmaya çalışıyorum. Danışanı dinliyorum, sorunlarını birlikte çözüyoruz.”

“90’A YAKIN ÇOCUĞA ÜCRETSİZ KOÇLUK YAPTI”

Diyabet komasına giren hiç tanımadığı çocuklara ulaşmak için hastanelere gittiğini ifade eden Bakkallar, bugüne kadar 90’a yakın çocuğa ücretsiz ve düzenli koçluk yaptığını aktardı.

Bakkallar, 10 yaş üstü danışan çocukların en çok “Neden bu hastalık beni buldu” sorusunu yönelttiğini ancak görüşmeler sonunda diyabeti kabullendiklerini anlattı.

5 YILDIR AZRA’YA KOÇLUK YAPIYOR

Gamze Bakkallar’ın umut verdiği çocuklardan biri de 5 yaşında diyabet tanısı konulan 10 yaşındaki Azra’nın annesi Yasemin Mert, “Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde kızımı açken 280 kan şekeri değeri ile yoğun bakıma aldıklarında dünyam yıkıldı. 10 gün sonra hastaneden çıktığında diyabet koçunu bulduk. Başka insanların da bu hastalıkla yaşadığını gördük.” dedi.

Mert, hastalığı nedeniyle özel eğitim kurumlarına yönlendirilen kızı Azra’nın, doktorları ve diyabet koçu sayesinde zorlukları aştığını ve İsmet Yorgancılar Ortaokulu’nda takdir getiren başarılı bir öğrenci olduğunu anlattı.

Yasemin Mert, kızı için Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığına başvurduklarını, uzmanların okulda öğretmenlere eğitim verdiğini ve sağlıklı beslenme düzeni oluşturulduğunu bildirdi.

“DİYABETLE YAŞAMAYI ÖĞRENDİM”

Her öğününü özenle not eden, kalorisini, karbonhidratını hesaplayan, insülin pompasını tıpkı bir sağlık personeli gibi profesyonelce kullanan Azra ise hastalık teşhisi konulduğunda zorlandığını ancak diyabetle yaşamayı öğrendiğini şu sözlerle anlattı:

“Bana en çok yardım eden annem, doktorlarım ve diyabet koçum oldu. Korkum kalmadı. Abur cubur yerken arkadaşlarım, biraz özeniyordum şimdi benim de canım istemiyor. Bence onlar da yemesinler çünkü çok zararlı. Artık durumumu kabullendim, başarılı bir öğrenci oldum. En büyük hayalim de İngilizce öğretmeni olabilmek.”

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Hayatımızda büyük bir stres haline dönüşen siyah noktalardan kurtulmak aslında mümkün. Öyle ki, ev ortamında hazırlanabilecek bir karışım ile siyah noktalardan kurtulabilir, temiz bir cilde kavuşabilirsiniz. Uzmanlar, göre birkaç malzemeden oluşan bu karışım ile siyah noktalara kısa sürede elveda denilebileceğini dile getiriyor.

HAZIRLANIŞI VE UYGULANIŞI

Sadece kadınların değil, erkeklerin de kabusu haline dönüşen siyah noktalardan kurtulmak için evinizde limon, yumurta ve peçete bulunması yeterli olacaktır. Bu 3 malzemeyi kullanmadan önce en etkili yöntem olan buharla ile yüz temizliğinizi yapınız. Bunun için bir kaba sıcak suyu bıraktıktan sonra yüzünüzü havlu ile örtüp, buharın üzerinde siyah noktaların ve gözeneklerin yumuşaması sağlanmalısınız. Daha sonra 1 adet yumurta akı ve 3 damla limonu bir kabın içerisine döküp, güzelce karıştırılmalısınız. Bu karışımı yüzünüzdeki sorunlu bölgelere sürüp, peçete ile kapatılmalısınız. 20 dakika boyunca uygulanan bu maskeyi, hiç ellemeden bekletmelisiniz. 20 dakika sonra ise ılık su ile güzelce yıkamalısınız. Uygulamanın ardından cildinizdeki değişiklikleri büyük oranda fark edeceksiniz.

SİYAH NOKTALAR NEDEN OLUŞUR?

Hava kirliliği, makyaj kalıntıları, sabun ve şampuanların iyi durulanmaması gibi çok sayıda faktörler, siyah noktaların çıkmasında etkili oluyor.

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Sağlık Bakanlığınca bu yıl Antalya’da yedincisi düzenlenen sağlıkta kalitenin rolü, Türkiye sağlık sisteminde inovasyona yönelik bakış açısının geliştirilmesi ve hasta ile çalışan güvenliği gibi konularının değerlendirildiği kongrede, Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi, çocuk servisindeki hastalar için yaşama geçirdiği “Eğlenceli Çocuk Hastanesi Projesi” ile birinciliğe layık görüldü.

Hastanede düzenlenen törende, projede emeği geçen hastane yönetimi ve çalışanlarına plaket verildi.

HASTANE FOBİSİNİN ÖNÜNE GEÇİLDİ

Hastanenin başhekim vekili Op. Dr. Bahadır Öndeş de bazen çocukların hastaneye gelmesi ile tedavi sürecinin zahmetli ve sıkıntılı geçtiğini ifade etti.

Birinciliği kazanan projenin bu olumsuz durumun önüne geçtiğini anlatan Öndeş, şunları dile getirdi: “Çocukların tedavi sürecini daha az travmatik ve daha rahat atlatmalarını sağlamak, sağlık yöneticilerinin bir görevidir. Bu proje ile hastaneye gelen, ayakta veya yatarak tedavi gören hastalarda hastane fobisi oluşturmadan, sinema ve palyaço gösterileri, oyun parkı, öğretmenler refakatinde eğitici faaliyetlerle bu süreci eğlenceli ve daha katlanabilir bir hale getirmeyi amaçladık. Bunda da başarıya ulaştığımıza inanıyoruz.”

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi, Türkiye’nin elit ve yetkin hastanelerinin arasından sıyrılarak 106 proje arasında birinci oldu.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Işıl ışıl parlayan, gür saçlar her kadının hayalini oluşturuyor kuşkusuz.  Ancak hatalı beslenme alışkanlıkları veya saçlara uygulanan bazı işlemler; dökülmesine, kırılmasına ve mat bir görünüme bürünmesine neden olabiliyor.

UZAMA HIZI YAVAŞLIYOR

Örneğin dengesiz beslenmek veya çok düşük kalorili diyetler uygulamak, saç kalitesini düşürüyor ve uzama hızını yavaşlatıyor. Uzun süre çok kısıtlı diyetler yapan kadınlarda saç dökülmesi veya renkte matlaşma, en sık rastlanan sonuçlardan birini oluşturuyor. Bununla birlikte, yetersiz protein alımı, biyotin, çinko, demir yetersizliğine bağlı olarak da saçlar dökülmeye başlayabiliyor.

TÜKETİLMESİ GEREKEN BESİNLER

Işıl ışıl parlayan, sağlıklı ve gür saçlara tekrar kavuşmak aslında çok da zor değil. Üstelik bunun için gün içerisinde her bir besin grubuna yer vermek ve bazı besinleri sofradan eksik etmemek, çoğu zaman yeterli geliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, güçlü ve sağlıklı saçlar için düzenli olarak tüketilmesi gereken besinleri anlattı.

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

YUMURTA

Yumurtanın, eşsiz protein içeriğinin yanında B12, biyotin, çinko ve demir gibi kaynaklardan da oldukça zengin olması nedeniyle sağlıklı saçlar için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu söyleyen Torluoğlu, “Protein, B12, çinko ve demir, doku onarımı ile saçların sağlıklı uzamasına yardımcı oluyor. Sağlıklı saçlar için yumurtayı haftada 3-4 kez, 1 adet haşlanmış olarak veya omlet şeklinde yemeye özen gösterin.” diye konuştu.

HAVUÇ

Havucun saç derisinin sağlığını destekleyen A vitamini açısından oldukça zengin bir besin olduğunu dile getiren Torluoğlu, “Saç derisi desteklendiğinde, zarar görmüş saç yapısı onarılıyor ve esneklik sağlanıyor. Gün içerisinde yemeklerde veya salatalarda düzenli olarak kullanmanızda fayda var.” şeklinde konuştu.

KOYU YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, “Lahana, brokoli, ıspanak, nane, roka, tere ile maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan folik asit, saçlara canlılık ve parlaklık kazandırmaya yardımcı oluyor. Bu sebzeler folik asidi en fazla çiğ olarak tüketildiklerinde barındırıyorlar. Koyu yeşil yapraklı sebzelerde folik asidin aşırı kaybını önlemek için pişireceğiniz zaman çok az su ilave edin, mümkünse kendi suyu ile pişirin. Her gün düzenli olarak bu besinlerden birini, salata veya yemek olarak tüketmeyi alışkanlık haline getirin.” dedi.

YAĞLI TOHUMLAR

Her gün düzenli olarak badem veya fındık tüketilmesini öneren Torluoğlu, “Fındık, ceviz, badem ile kaju, fıstığı gibi yağlı tohumlar içeriklerinde yüksek oranda barındırdıkları E vitamini sayesinde kan dolaşımını hızlandırıyor ve saçların beslenmesine katkı sağlıyor. Her gün düzenli olarak tüketeceğiniz 10-15 adet badem veya fındık, kaju fıstığı, fıstık ya da 2 adet tam ceviz saçlarınızın beslenmesine katkı sağlıyor. Bu sayede saç nemini koruyor ve matlaşmanın önüne geçiliyor.” ifadelerine yer verdi.

AVOKADO

Avokadonun saç bakımında önemli bir noktada olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, “B5 vitamininden oldukça zengin bir kaynak olan avokado, bu içeriği sayesinde saçların güçlenmesini ve daha kolay uzamasını sağlıyor. Ancak avokadonun yağ oranı yüksek bir meyve olduğunu unutmayın ve günlük olarak yarım avokado tüketiminin üzerine çıkmayın.” uyarılarında bulundu.

KURU BAKLAGİLLER

Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, “Kuru fasulye, mercimek, nohut gibi kuru baklagiller içeriklerinde barındırdıkları demir, çinko ve biyotinle saçların güçlenmesine yardımcı oluyor, yağ üretimini dengeleyerek saçların dökülmesini önlüyor. Haftada 2-3 kez, 6-8 yemek kaşığı kadar kuru baklagiller tüketmeyi ihmal etmeyin.” dedi.

TAM TAHIL EKMEĞİ

Tam tahıllı ekmeğin saç köklerini beslediğini açıklayan Torluoğlu, “Folattan oldukça zengin bir kaynak olan tam tahıllı ekmeği her gün enerji ihtiyacınıza göre düzenli olarak tükettiğinizde saç kökleri besleniyor ve saçlarınız daha sağlıklı bir şekilde uzamaya başlıyor.” diye konuştu.

KIRMIZI ET

Kırmızı etin içeriğindeki demir sayesinde saç köklerinin beslenmesine yardımcı olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, “Bu sayede saç dökülmesi engelleniyor, saçlardaki kuruluğun ve matlığın önüne geçiyor. Saçlarınız için haftada 2-3 kez kırmızı et tüketmenizde fayda var. Ancak kırmızı et yağ oranı yüksek bir hayvansal kaynak olduğu için et içeren yemeklere yağ ilave etmemeye dikkat edin.” ifadelerini kullandı.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Söz konusu ilacın Alkooharmane laboratuvarının Thiotepa ilacı olduğu ve 100 bin tarihi geçmiş şişenin hastalara verildiği belirtiliyor.

SAHTE TARİHLİ ETİKETLERLE SATTILAR

Le Matin isimli İsviçre gazetesinin haberine göre; normal şartlarda üretildikten sonra 18 aylık ömrü olan ilacın 7 yıl sonra yenilenmiş sahte tarihli etiketlerle laboratuvar tarafından satıldığı ortaya çıkarıldı.

3 MİLYON EURODAN FAZLA KAZANÇ SAĞLADILAR

Etkisi kalmayan tarihi geçmiş ilaçların Fransa’da satılan 100 bine yakın şişesi için laboratuvarın 3 milyon 300 bin euroya yakın para kazandığı öğrenildi.

İsviçre’de satılan şişelerdense yaklaşık 208 bin İsviçre frangı elde ettiği biliniyor.

Öte yandan, İsviçre otoritelerinin 2011’de başlattığı soruşturmanın yanı sıra Fransa yargısı da konuyla alakalı soruşturma başlatıp başlatmayacağına ilişkin karar alması bekleniyor.

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

Dr. Emrah Çinik, hangi yaşta olunursa olunsun herkesin sağlıklı, bakımlı, güzel bir cilde sahip olmayı istediğini belirterek, “Cildimiz iç dünyamıza açılan bir penceredir ve hangi hızla yaşlandığımızın en iyi göstergesidir. Hayatımızın tamamında olduğu gibi cildimiz de genlerimiz ve çevremiz arasında gerçekleşen bir evliliğin ürünüdür. Genlerimiz için bir şey yapamayız, ancak çevresel etkenleri kontrol edebiliriz.” dedi.

GELECEĞE YÖNELİK YATIRIM

Dr. Emrah Çinik, “Cildimiz gün boyu çevre koşullarının etkisi ile kirlenir. Egzoz dumanları, makyaj artıkları, cildin kendi salgıları, mikroorganizmalar cilt üzerinde birikir ve cildin normal işlevlerini yerine getirmesini engeller. Ayrıca nikotin, alkol, sağlıksız beslenme, yetersiz uyku gibi etkenler de cildin yapısını olumsuz etkiler. Cilt bakımı, cildin temizlenerek ve uygun ürünlerle desteklenerek bu olumsuz faktörlerin etkilerini ortadan kaldırır. Cildin normal işlevlerini devam ettirmesini sağlar. Cildimizde sorun olmasa dahi ayda 1 kez genel cilt bakımı yaptırmamız, cilt sağlığı ve güzelliğimizi korumamız için gereklidir. Cildimize düzenli bakım yaptırmamız ve ev ürünleri ile desteklememiz geleceğe yönelik bir yatırımdır.” diye konuştu.

RUHSAL RAHATLAMA VE GEVŞEME

Dr. Çinik, cilt bakımının amaçlarını şöyle sıraladı:

“Cildin doğal hidrolipid yapısını ve dengesini korumak, cildin işlevlerini düzenlemek (oksijenlenme, kan dolaşımı, ölü hücrelerin atılması, yeni hücre oluşumu),Cildin doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi, koruyucu tabakanın oluşturulması, yıpranma ve yaşlanma ile azalan biyolojik aktiviteler için cildin ihtiyacı olan aktif maddelerin verilmesi, cilt bakımı ile daha güzel bir görünüm yanında ruhsal rahatlama, gevşeme hissetmek.”

googletag.cmd.push(function() { googletag.display(‘div-gpt-ad-1515954658098-0’); });

VAKUM YARDIMI İLE YÜZEYE ÇIKARILIYOR

Dr. Emrah Çinik, klasik cilt bakımının nasıl uygulandığı konusunda ise “Cilt analizi yapılarak, cildinizin neye ihtiyacı olduğu belirlenir. Önce cilt temizlenerek, peeling işlemi yapılır. Ardından cilt yapısına göre 5 -15 dakika arasında buhar banyosu uygulanır. Vakum yardımı ile cildin altında birikmiş olan yağlar, cilt yüzeyine çıkarılır. Ciltte komedon ve milia oluşumu varsa temizliği yapılır. Bu işlemin sonrasında yüksek frekans işlemi yapılır. Bunun amacı cildi mikroplardan arındırmak, yatıştırmak ve kan dolaşımını hızlandırarak, sivilceleri kurutmaktır. Kas yönü doğrultusunda yüz ve dekolte masajı yapılır. Cildin ihtiyacına göre serum ve maske uygulanarak cildin ihtiyacı olan kremle işlem tamamlanır.” bilgilerini paylaştı.

HER YAŞTA CİLT BAKIMI

Her yaşta cilt bakımının önemine değinen Dr. Çinik, “Önleminizi erkenden alın, yarına bırakmayın. Her yaşta cilt bakımı yaptırılmalıdır. Haftada 1 kere uygulanan, 6 haftalık bakım kürüdür. Her seans 60 dakikadır. Bu bakımın etkileri ise öncelikle damar çeperlerini korur. Tahriş olmuş ve kuperozlu ciltlerde yanmayı, kızarıklığı azaltır, rahatlama sağlar, antioksidan etki gösterir. Göz çevremizde özel bakımı hak eder. İnce çizgilenmeler, şişlikler, koyuluklar ve göz etrafı ile ilgili sorunların çözümünde yardımcı olabilecek çeşitli bakımlar vardır. Yenileyici bir göz çevresi bakımı ile nazik cildin düzenlenmesi, sıkılaştırılması sağlanır. Haftalık seanslar şeklinde uygulandığında, mükemmel sonuçlara ulaşılır.” ifadelerine yer verdi.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

.imgtaa {display: block;position: relative; }
.imgtaa img{display: block;}
.imgtaa span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}
.imgtesh {display: block;position: relative; }
.imgtesh img{display: block;}
.imgtesh span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 40px;height: 35px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/esh.png’) no-repeat;
}
.imgta {display: block;position: relative; }
.imgta img{display: block;}
.imgta span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 37px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/aa.png’) no-repeat;
}

.imgtd {display: block;position: relative; }
.imgtd img{display: block;}
.imgtd span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 46px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/d.png’) no-repeat;
}

.imgti {display: block;position: relative; }
.imgti img{display: block;}
.imgti span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 51px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/i.png’) no-repeat;
}

.imgtr {display: block;position: relative; }
.imgtr img{display: block;}
.imgtr span{position: absolute;right: 0;bottom: 5px;
width: 99px;height: 27px;display: block;
background:url(‘https://icdn.ensonhaber.com/resimler/ads/r.png’) no-repeat;
}

jQuery(document).ready(function() {
$(‘.imgta’).append(”);
$(‘.imgtaa’).append(”);
$(‘.imgtesh’).append(”);
$(‘.imgti’).append(”);
$(‘.imgtr’).append(”);
$(‘.imgtd’).append(”);
});

ABD’nin JAMA İç Hastalıkları Dergisi’nde yayınlanan Kaiser Permanente Araştırması, 1985 yılında 18-30 yaşları arasında yaklaşık 5 bin erişkin yaşta olan kadınların Genç Yetişkinlerde Koroner Arter Riskin Gelişimi (CARDIA) çalışmasındaki verilerini analiz etti.

GELİŞME RİSKİNİ YARI YARIYA DÜŞÜRDÜ

30 yıl boyunca, her kadının en az biri doğum yaptı ve kadınlara CARDIA protokolü altında düzenli olarak diyabet taraması yapıldı. Katılımcılar aynı zamanda, diyet ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzlarıyla çocuklarını emzirme sürelerini de belirtti. Araştırma sonucuna göre; altı ay veya daha fazla emziren kadınların, emzirmeyenlere olanlara tip 2 diyabet gelişme riskinde yüzde 47’lik bir azalma olduğu gözlendi. Altı ay veya daha az emziren kadınlarda ise diyabet riskinde yüzde 25’lik bir azalma olduğu ortaya çıktı.

Yeni bulgularla birlikte emzirmenin, yumurtalık kanseri riskini azaltmak da dahil olmak üzere anne ve bebekleri için koruyucu etkilere sahip olduğu tespit edildi.

.mte20{
margin-top:-25px;
z-index:1;
}
h6.timg{
float:right;
height:25px;
line-height: 25px;
padding-left:5px;
padding-right:5px;
opacity:.8;
font-size:10px!important;
z-index:2;
position:relative;
background-color:#ebebeb;
}
.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-25px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}