Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi olan karpuz, sofraları süslemeye başladı.

Sağlık açısından birçok yararı olan karpuzun, çekirdeği de bazı hastalıklara karşı fayda sağlar.

YÜZDE 90’I SU

Yüzde 90’ı sudan oluşan karpuz, zayıflamak isteyenlerin de bir numaralı tercihi oluyor.

FAYDALARI

* Karpuz çekirdeği kalp, damar ve yüksek tansiyona karşı faydalıdır.

* Karpuz çekirdeği cilt sağlığını olumlu yönde etkiler.

* Günlük 100 gramlık bir karpuzun çekirdeğini tüketmek vücudun magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılar.

* Vücudun gerek duyduğu amino asiti karşılayabilir.

* Karpuz çekirdeği B vitamini yönünden iyi bir kaynaktır. Sinir sistemine ve bağışıklık sistemine karşı iyi gelir.

* Hafızayı güçlendirmek için karpuz çekirdeği tüketilebilir.

* Cildi yumuşatıcı özelliği vardır.

* Sivilce tedavisinde kullanılabilir.

* Şeker hastaları için önerilmektedir. Yeteri kadar karpuz çekirdeği 1 litre suya ilave edilerek kaynatılır. Kaynayan su ılıdıktan sonra gün içinde 1 su bardağı içilir.

* Karpuz çekirdeği saç sağlığı için de kullanılabilir. Saçlarda dökülme ve kırılmayı engelleyici etkisi vardır.

ZARARLARI

Karpuzun fazla tüketilmemesi durumunda, sağlığı olumsuz yönde etkileyebilecek herhangi bir zararı yok denilebilir.

Ancak karpuzun çekirdeğinin apandistte neden olduğunu iddia edenler var. Bu iddiayı ortaya atanlar, sindirilemeyen çekirdeklerin apandistte tıkanıklığa neden olduğunu savunuyor.

Karpuzun ve çekirdeğinin bilinen başka bir zararı yoktur.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Yapılan basın açıklamasında Dernek Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk inmenin ülkemizde görülme sıklığının arttığına ve 2016 yılında her 14 dakikada bir kişiyi inme nedeni ile kaybettiğimize dikkat çekti.

HER 14 DAKİKADA 1 KİŞİYE İNME İNİYOR

Prof. Dr. Öztürk yaptığı açıklamada inmenin beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucunda geliştiğini belirtti ve şunları söyledi:

“Hastaların çoğunda inme nedeni ani tıkanma. Türkiye İstatistik Kurumu 27 Nisan 2017 günü yaptığı, bir önceki yılın verilerini içeren açıklamasında, önceki yıllarda olduğu gibi koroner kalp hastalıklarını takiben inmenin ikinci en sık ölüm nedeni olduğunu bildirdi. 38,395 vatandaşımız 2016 yılında inme nedeniyle hayatını kaybetti, yani ülkemizde her 14 dakikada, bir kişiyi inme nedeniyle kaybettik. Bu sayının en az beş katı ise felç oldu, şimdi yürüyemiyor, konuşamıyor, yiyemiyor ve belki bakıma muhtaç, mesleğini kaybetmiş ve artık işini yapamaz durumda. Son yıllarda inmeden kaybedilen hasta sayısını belirli bir yüzdede tutabildik ama maalesef düşüşe geçmiş değiliz. İnme geçirme riski sayısal olarak artmaya devam ediyor. Ülkemizde yine Türkiye İstatistik Kurumu 2015 verilerine göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78 yıl, erkekler için 75,3 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu.2 Yani yaşlanıyoruz. İnmenin her türlüsü yaşlanma ile artış gösteriyor. Demek ki, daha çok inmeyi önlemeli ve oluşursa da daha etkili tedavi etmeliyiz.”

BU BELİRTİLER VARSA; HEMEN 112’Yİ ARAYIN

İnmenin tedavi edilebileceğini belirten Türk Nöroloji Derneği Beyin Damar Hastalıkları Moderatörü Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu ise şunları söyledi:

Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu; “İnme önlenemez ve felç belirtileri fark edilirse yapılması gereken hemen 112’yi aramaktır. Bakanlık ambulansı sizi inmenin tedavi edilebileceği en yakın hastaneye götürecektir. Evet, inmenin tedavisi vardır. Ancak, bu tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar etkin olmaktadır. Beyin damarı tıkandığında tıkanmayı yapan pıhtının hem damardan verilen ilaç olan tPA ile eritilmesi hem de anjiyo ile doğrudan girilerek çıkarılması mümkündür. Fakat, damardan verilen tedavi ilk 4,5 saat içinde, anjiyo tedavisi ise ilk 6 saatte başlanırsa olumlu etki yapabilmektedir” dedi.

İNME HER HASTANEDE TEDAVİ EDİLMEZ

Prof. Dr. Topçuoğlu inmenin belirtilerini ve tedavide zamanın önemini şöyle anlattı: “Yüzde çarpılma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, çift görme ve/veya ani bilinç bozukluğu olursa düzelmesini beklemeden yani derhal harekete geçilmelidir. İnme her hastanede tedavi edilmez. Vakit kaybetmemek şarttır. ‘Zaman beyindir’ sözü hiçbir zaman unutulmamalıdır.”

İNMEDEN KORUNMA, ACİL DÖNEM VE SONRASINDA TEDAVİ VE DESTEK BİR İNSANLIK HAKKIDIR

Türk Nöroloji Derneği Beyin Damar Hastalıkları Moderatörü Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu 2014 yılında İstanbul’da yapılan Dünya İnme Kongresi’nde atılan adımla inme konusunda hastaların kaderinin değiştiğini söyledi ve sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bu kongrede iki önemli olay olmuş ve inme hastalarının kaderi değişmiştir. Bunlardan biri anjiyo ile damar pıhtı çıkarma işleminin olağan dışı başarısının ilk kez ortaya konulmuş olması diğeri ise ‘Küresel İnme Bildirgesi’nin ilanıdır. Beyin damar hastalıklarından korunma, gerçekleşirse inmenin akut tedavisi ve sonrasında toparlanma ve kaliteli hayata kavuşturulma hasta hakkı olmanın ötesinde bir insan hakkıdır. Hedefimiz inme sıklığını en kısa zamanda aşağıya indirmeye başlamak ve inmeyi ülkenin her köşesinde tedavi edilebilir hale getirmek olup; bu amaç için halkın eğitimi, inme tedavi eden hastane ve merkezlerinin geliştirilmesi ve etkin bir sisteme bağlanması gereklidir.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Bacaklarda, el ve ayaklarda oluşan ödemler, ağrı ve şişliklere neden oluyor. Bu durumdan şikayetçi olan birçok kişi, doğal yollarla ödemlerden kurtulmak istiyor.

ÖDEMİN NEDENLERİ

Regl dönemi, menopoz, fazla kilo, yetersiz su içmek, fazla karbonhidrat tüketimi, yüksek miktarda tuz içeren diyetler ve aşırı egzersiz ödemin başlıca nedenlerini oluşturuyor.

HASTALIK TEHLİKESİ

Öte yandan; ödem, böbrek ve kalp yetersizliği, karaciğer sirozu, beslenme bozukluğu, tiroit bezi sorunları gibi hastalıkların da belirtisi olabilir.

ÖDEM SÖKTÜRÜCÜ BESİNLER

Ödemlerden kurtuluş için uzmanlar 10 farklı besini öneriyor:

1. Kayısı: Potasyumdan zengin besinler, vücut sıvılarında sodyum-potasyum dengesinin sağlanmasına yardım ederek ödeme karşı etkili oluyor. Potasyumdan oldukça zengin olan kayısıyı günde ortalama 3-4 adet tüketmek vücuttaki ödemin atılmasını kolaylaştırıyor.

2. Ananas: Ananasta bulunan bromelain maddesi selülit oluşumuna neden olan proteinlerin parçalanmasında yararlı oluyor ve bu sayede vücuttan su atımını artırıyor. Ayrıca içerdiği yüksek lif ile bağırsakların düzenli çalışmasına, böylelikle vücuttan daha kolay su atılmasına katkıda bulunuyor. Özellikle ödem oluştuğunu hissettiğiniz günlerde 1 porsiyon (1 halka kadar) ananas tüketmenizde fayda var.

3. Salatalık: İçeriğinde beta karoten ve C vitamini gibi antioksidanlar bulunduran salatalığın yaklaşık yüzde 96’sı sudan oluşuyor. Özellikle sıcak havalarda ara öğünlerde tüketeceğiniz salatalık bu içerikleri sayesinde vücudun kaybettiği suyun yerine konmasında ve ödemin atılmasında önemli rol oynuyor. Salatalığı içilen suya doğramak ve bekletmek antioksidan kapasitesi yüksek bir su tüketilmesini, dolayısıyla ödem tulumunun engellenmesini sağlıyor.

4. Yaban mersini: A,B,C vitaminleri ile yüksek oranda lif içeren yaban mersini sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor ve bu sayede kabızlığı önlemeye yardımcı oluyor. Sindirimi hızlandırdığı için ödemin atılmasında da faydalı oluyor.

5. Maydanoz: Maydanoz özellikle çiğ tüketildiğinde besin içeriği en zengin olan sebzelerden biri. İçeriğinde bulanan bol lif ve C vitamini ödemin atılmasında çok etkili oluyor. Ödem oluştuğunda çiğ olarak yenildiğinde veya haşlayıp suyu içildiğinde ödemin atılmasına yardımcı oluyor. Ancak dikkat! Gereğinden fazla maydanoz tüketmek ise vücuttan fazla suyun atılmasına, dolayısıyla tansiyon düşüklüğüne neden olabiliyor.

6. Süt: Süt, yoğurt ve kefir içerdikleri zengin kalsiyum sayesinde vücut sıvılarında mineral dengesini sağlayarak ödemin oluşmasını önlüyor. Her gün ortalama 2-3 porsiyon (2-3 su bardağı kadar)süt ürünleri tüketmek hem sağlıklı beslenme hem de ödem tutumunu önleme adına çok önemli.

7. Turp: Vücutta artan homosistein kalp krizi, inme, bacaklarda dolaşım bozukluğu ve ödeme neden olabiliyor. Turp yüksek oranda potasyum ve folat içeren doğal diüretik besinler arasında yer alıyor. Folik asit kanda homosistein seviyesinin azalmasında rol oynuyor. Haftada 1 -2 kez turp tüketmek ödemin atılmasına büyük oranda yardımcı olabiliyor. Ancak gaz problemine sebep olabileceği için haşlayarak yemek veya suyunu içmekte fayda var.

8. Yulaf: Yapısında bulunan beta glukan sayesinde bağırsak hareketlerinin artmasına, dolaşımın ve sindirimin hızlanmasına, dolayısıyla vücuttan ödemin atılmasına yardım ediyor. Sütle pişirerek, yoğurdun içine katarak, kurabiye veya kelerde kullanarak yulafa günlük beslenmenizde yer vermenizde yarar var.

9. Biberiye: Eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa; biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı ve funda yaprağı gibi bitkilerin çaylarından içmek de ödemin atılmasında faydalı olabiliyor. Biberiyenin içeriğinde bulunan tanen, acı maddeler, organik asitler, glikozit ve uçucu yağlar kan dolaşımının hızlanmasına ve ödemin atılmasına yardımcı oluyor.

10. Su: Günlük 2-2,5 litre su içmek ödem tutulmasını önlemek ve atımına yardımcı olmak için çok önemli. İçeceğiniz suyun içerisine çubuk tarçın, elma dilimleri, salatalık dilimleri veya taze nane yaprağı gibi besinleri serpiştirmeniz de hem suyunuzun antioksidan kapasitesinin artmasına ve ödem atılmasına hem de tadının daha lezzetli olmasına yardımcı oluyor.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Merkez Altıeylül Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Sinem Yurdusev, sosyal medya hesaplarında İzmir’de yaşayan Demirbaş ailesinin 2 aylık bebekleri Mehmet Demirtaş’ın karaciğer nakline ihtiyacı olduğunu ve bunun için bir arayışta bulunduklarını fark etti.

Aile ile temasa geçen ve dokularının uyum sağlaması halinde bebeğe karaciğerinden parça verebileceğini bildiren Yurdusev, ardından İzmir’e gitti.

Yapılan tetkikler sonucunda dokuların uyum sağlaması üzerine Yurdusev, İzmir Çiğli Kent Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla bebeğe karaciğerinden parça verdi. Tedavilerinin ardından Yurdusev ve minik Mehmet Demirtaş hastaneden taburcu edildi.

“BÖYLE BİR PERSONELLE ÇALIŞMAKTAN GURUR DUYUYORUM”

Altıeylül Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, yaptığı organ bağışı nedeniyle 2 aylık bebeğin hayata tutunmasını sağlayan Yurdusev’i kutlayarak, “Böyle bir personelle çalışmaktan gurur duyuyorum. Doku ve organ nakli bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyorum. Sizin gibi duyarlı kişilerin sayılarının artmasını bekliyorum. Hayat kurtarmak çok önemli bir şey, sizi kutluyorum, Allah sizden razı olsun.” dedi.

“AİLEYİ TANIMIYORDUM”

Veteriner hekim Sinem Yurdusev de “Sosyal medyadan ailenin yardım isteğini görünce temasa geçtim ve İzmir’e gittim. Aileyi tanımıyordum. Şu an bebeğin sağlık durumu çok iyi. Aile ile de görüşüyoruz. Minik yavrunun hayata tutunmasından dolayı mutluyum.” diye konuştu.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, mısır şurubundan elde edilen yüksek fruktoz içerikli şeker ile ilgili CHP Niğde Milletvekili ve Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt verdi. TBMM kürsüsünden açıklama yapan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, “Yüksek fruktozlu mısır şurubu ya da nişasta bazlı şeker olarak gündeme getirilen fruktoz, gıdalarda tek başına bulunmuyor. Bilim çevreleri gıda maddelerinde birlikte bulunmalarından dolayı glikoz ve fruktozdan ibaret şekerle, nişasta bazlı şeker arasında insülin salgılanması ve tokluk duygusu veren hormonlar üzerindeki etkiler yönünden bir farklılık bulunmadığını ifade etmektedirler.” dedi.

“ÇAY ŞEKERİNİN İÇİNDE DE BULUNUYOR”

TBMM Genel Kurul kürsüsünden CHP Niğde Milletvekili ve Kit Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer’in çeşitli konulardaki sözlü sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, mısır şurubundan elde edilen fruktoz ile ilgili sorulara da yanıt verdi. Akdağ, “Yüksek fruktozlu mısır şurubu ya da nişasta bazlı şeker olarak gündeme getirilen fruktoz, gıdalarda tek başına bulunmuyor. Halk arasında şeker adıyla bilinen glikozla beraber yer alır. Bahsedilen bu şeker cinsleri vatandaşlarımızın günlük olarak kullandığı çay şekerinin içinde de bulunmaktadır.” dedi.

NİŞASTA BAZLI ŞEKER İLE ARASINDA FARK YOK

Soru önergesine verdiği yanıtta bilimsel görüşlere de değinen Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bu konuda şunları söyledi:

“Bilim çevreleri gıda maddelerinde birlikte bulunmalarından dolayı glikoz ve fruktozdan ibaret şekerle, nişasta bazlı şeker arasında insülin salgılanması ve tokluk duygusu veren hormonlar üzerindeki etkiler yönünden bir farklılık bulunmadığını ifade etmektedirler. Eğer fruktoz kendi başına bir gıdada kullanılırsa bunun insülin salgısını olumsuz etkileme imkânı var ama birlikte kullanıldığında bu etkisinin ortaya çıkmadığı bilim çevrelerince ifade edilmektedir.

Mevcut beslenme şeklimizde fruktozun yalnız başına tüketilmesi pek mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla, buradaki önemli konu şudur, kişilerde obezite oluşması, bunun da bir şeker hastalığına zemin hazırlaması, aslında vücuda alınan enerjiyle harcanan enerji arasındaki dengenin bozulması, harcanandan daha çok enerji alınmasıdır, kalori tüketilmesidir yani. Dolayısıyla, sadece nişasta bazlı şeker değil, şeker olarak adlandırılan bütün maddelerin fazla miktarda tüketimi bu dengeyi bozarak bizde rahatsızlıklara yol açmaktadır. Yine bu soru vesilesiyle hem sizlere hem kamuoyumuza ifade etmek isterim ki burada önemli olan husus şekeri azaltmak, toplam kaloriyi azaltmak, hareketi artırmaktır.”

“OBEZİTE KANSERE ZEMİN HAZIRLIYOR”

Sağlık Bakanı Recep Akdağ bu konudaki soru önergesine verdiği yanıtta, 2011 – 2014 yılları arasında Türkiye’nin seçkin öğretim üyelerinden oluşan Ulusal Kanser Danışma Kurulları’nın görüşlerinin de istendiğini, uluslararası makalelerin değerlendirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Şekerin adı ne olursa olsun, eğer obeziteye yol açıyorsa, şişmanlığın, kolon kanseri başta olmak üzere kansere zemin hazırladığını biliyoruz. Bu konuda daha geniş çaplı çalışmalara muhtemelen ihtiyaç vardır. Bu çalışmalar Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği Kanser Komisyonları ve Dünya Sağlık Örgütüne bağlı Kanser Araştırma Ajansı’nın da konuları arasındadır. Biz de yönetim ve bilimsel kurul üyesiyiz bu kuruluşlarda. Bütün bu çalışmaları yakından takip ediyoruz.Sağlık Bakanlığımız ve Sağlık Bakanı olarak ben şahsen de bütün sağlık otoriteleri tarafından tavsiye edilen bir hususu tekrarlamak isterim. Düzenli, dengeli, taze sebze ve meyveden zengin, kalorisi ve şeker oranı düşük bir beslenme şekli öneriyoruz bütün vatandaşlarımıza.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Avrupa’da 10 ülkede 520 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre çok miktarda kahve içenlerin erken ölüm riski, hiç kahve içmeyenlere göre yüzde 7 ile 12 oranında daha az.

BEYİN, KALP VE MİDE RAHATSIZLIKLARI RİSKİNİ AZALTIYOR

Araştırma sonuçları aynı zamanda kahve içicilerin beyin kanaması ile kalp ve mide rahatsızlıklarına yakalanma riskinin de daha az olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmada içilen kahvenin kafein ya da kafeinsiz olmasının sonuçlara bir etkisinin olmadığı belirtiliyor.

ABD’de 185 bin kişi üzerinde yapılan bir diğer araştırmada da içilen kahve miktarının artması ile erken ölüm riskinin daha da azaldığı sonucuna varılıyor.

1 FİNCAN KAHVE İLE %12 DAHA AZ ERKEN ÖLÜM

Bu araştırmaya göre günde bir fincan kahve içenlerin hiç kahve içmeyenlere göre yüzde 12 oranında daha az erken ölüm riski taşıdığı, günde dört fincan yada daha fazla kahve içenlerde ise bu oranın yüzde 18 olduğu belirtiliyor.

Her iki araştırma da Annals of Internal Medicine dergisinde yayınlandı.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Karabük’te hayırseverlerin de destekleriyle yapılan, temel yaşam malzemeleri, internet, tablet ve özel kasa hizmetinin yanı sıra çocuklar ile kapalı alan ve ameliyat korkusu olan hastalar için duvarlara resimler işlenen Safranbolu Devlet Hastanesi’nde, otel konforunda sağlık hizmeti veriliyor.

İnşa aşamasında otel konforu verilebilmesi amacına uygun planlanan hastanede, konuklara tek ve çift kişilik klimalı, televizyonlu odalar, bornoz, seccade, diş macunu ve fırçası, şampuan, pijama, terlik gibi temel yaşam malzemelerinin yanı sıra internet, tablet ve özel kasa temin ediliyor.

YILDA 30 BİN HASTAYA HİZMET VERİLİYOR

Yılda 30 bin hastaya hizmet veren, çocuklar için duvarlarına çizgi film kahramanlarının çizildiği özel odaların da bulunduğu kurumda, bazı bölümlerin duvarlarına yapılan doğa resimleri çalışmalarıyla hastaların ameliyat korkularını yenmesine yardımcı olunuyor.

Yapının 5 yıldızlı otel konseptinde hazırlandığını ifade eden Safranbolu Devlet Hastanesi başhekimi Selim Şahin, “Hastanemizin 67 nitelikli yatağı mevcut, hastalarımızı her türü konforu burada rahatlıkla bulmakta. Odalarımızda buzdolabı, televizyon, saç kurutma makineleri mevcuttur. İmkanı olmayan ve acil gelen hastalarımıza burada kendilerinin ihtiyaçları olan pijama, tarak, terlik, şampuan ve seccadeleri sunulmakta. Ayrıca odalarımızda şifreli kasalarımız mevcut.” diye konuştu.

Yılda yaklaşık 30 bin hastaya hizmet verdiklerini aktaran Şahin, “Ayda 300-350 hastamız yatmakta, 150’ye yakın hastamız ameliyat olmaktadır. Bütün ana branşlarımız hastanemizde mevcuttur.” dedi.

CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE YEMEK SERVİSİ

Personelin hastalara daha kaliteli, huzurlu hizmet verebilmeleri açısından yemekhanede canlı müzik eşliğinde yemek verildiğini vurgulayan Şahin, şöyle konuştu: “Ayrıca hastanemizde, hastane kokusunu yenmeleri açısından Isparta gül kokuları kendilerine sunulmakta. Hastanemizde, engelli vatandaşlara da her türlü imkan ve hizmet verilmekte. Çocuklarımıza tablet sunulmakta, aynı zamanda kütüphanemiz mevcut, istedikleri kitapları alarak hoş zaman geçirmeleri sağlanıyor. Çocukların korkularını yenmeleri için akülü arabayla ameliyathaneye gidiliyor.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Sonuçları ‘Sleep Science and Practice’ dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde yaşları ortalama 79 olan 823 katılımcıya hayatlarının amacı ve uyku düzenleri hakkında sorular soruldu.

Araştırmada, hayatlarının bir amacı olduğunu dile getiren katılımcıların, uyku apnesinden yüzde 63 oranında daha az muzdarip olduğu görüldü.

Yine bu kişilerde uyku kalitesini bozan huzursuz bacak sendromuna da yüzde 52 oranında daha az rastlandığı kaydedildi. Bilim adamları, genelde gençlerden daha az uyuyan yaşlılar üzerinde yapılan araştırmanın, toplumun geniş bir kesimi için geçerli olabileceğini dile getirdi.

Araştırma ekibinin lideri, ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nden Dr. Jason Ong, “İnsanların hayatlarında bir amaç edinmelerine yardımcı olmak, özellikle giderek artan biçimde uykusuzlukla karşı karşıya olan bir toplumda, ilaca başvurmadan etkili bir strateji olabilir” ifadesini kullandı.

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Sağlık Bakanı Akdağ, kentteki otelde düzenlenen Sağlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, sağlık hizmetlerini bütün olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, Eskişehir’de gelecek yıllarda, 2019 da dahil olmak üzere sağlıklı hayat merkezleri yapacaklarını söyledi.

Tütün denetimlerinin daha da sıkılaştıracağını vurgulan Akdağ, gençlerde tütüne başlamanın kapalı mekanlardaki kullanım ihlalleri ya da tütün ürünlerinin satılmasıyla ilgili ihlallerle yakın ilgisi bulunduğunu bildiklerini söyledi.

Bakan Akdağ, “Özellikle şu anda kanunda yasaklanmış ve cezası olan tek adet sigaranın çocuklara satılması konusundaki uygulamalara asla müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

ÇOCUKLAR İÇİN YENİ SAĞLIK TARAMALARI

Toplantıda aldıkları kararlada da değinen Akdağ, şu bilgileri paylaştı:

“Çocuklara yönelik taramalara özellikle iki alanda daha ilave yapılması kararını aldık. Bu, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumunun işi ama buradan Türkiye’ye bunu duyurmuş oluyorum. Bunlardan birisi, omurga eğrilikleri ile ilgili okul çağına başlamadan çocukların taranması ve gerekli müdahalelerin yapılması için fırsat oluşturması, bir diğeri de okuma ya da matematik işlemleri ile ilgili güçlük çekenler, aslında zekaları yerinde bazen de yüksek olmasına rağmen güçlük çeken çocuklarımızın zamanında tespiti ve öğretmenlerimizin bu çocuklarla özel ilgilenmelerinin sağlanması.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}

Uşak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erkan Kahraman, kentte yaşayan çölyak hastalarının glutensiz ekmek ihtiyacını karşılamak amacıyla Çölyak PKU Elele Derneği ve Uşak Eczacı Odası ile ortaklaşa “Kara Buğday Yetiştiriciliği ve Çölyak Hastalığı” sosyal sorumluluk projesini yürüttüklerini belirtti.

Kahraman, proje kapsamında nisan ayında Çevre köyünde Yaşar Özoğlu’nun ücretsiz tahsis ettiği üç dekar tarlaya ektikleri kara buğdayın hasadını gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Kentte ilk defa kara buğday ekimi yapıldığını söyleyen Kahraman, tarladan yaklaşık yarım ton ürün elde edileceğini ve glutensiz ekmek yapımında kullanılmak üzere Çölyak PKU Elele Derneğine ücretsiz verileceğini aktardı.

“ÜRETİCİLERE ALTERNATİF ÜRÜN OLACAK”

Kahraman, projenin ilk amacının kentteki 200 çölyak hastasının glutensiz ekmek ihtiyacını karşılamak olduğunu ayrıca üreticileri üstün özellikleri olan kara buğday ile tanıştırmak istedikleri vurguladı.

Kara buğdayın tam tahıllar grubunda yer aldığını ancak gluten barındırmadığı için çölyak hastaları için ekmek yapımında kullanıldığı bilgisini veren Kahraman, ayrıca diğer buğdaylarla karşılaştırıldığında üstün özellikleri bulunduğunu, Uşaklı çiftçiler için de alternatif bir ürün olabileceğini belirtti.

Üretim masrafı düşük, kar marjı yüksek olan kara buğdayın yılda iki kez ekiminin yapıldığını anlatan Kahraman, “Biz bu ürünü çiftçilerimizin tanımasını ve üretimin giderek artmasını amaçlıyoruz. Bu tarladan elde edeceğimiz ürünün tamamını derneğe vereceğiz. Önümüzdeki yıl ekim alanını artırıp ilimizdeki 200 çölyak hastasının un ihtiyacı karşılamayı hedefliyoruz. Sadece çölyak hastaları için değil kara buğday sağlıklı kişilerin de kullanabileceği bir gıda.” diye konuştu.

“GLUTENSİZ EKMEĞİ ALMAKTA ZORLU ÇEKİYORUZ”

Çölyak hastası olduğunu 18 yıl önce öğrendiğini söyleyen Çölyak PKU Elele Derneği kurucusu Ömre Ümran Aydın (52) da kendisi gibi aynı rahatsızlıkla mücadele eden kentteki 200 kişinin glutensiz gıdaya ulaşımı için çaba gösterdiklerini belirtti.

Aydın, kara buğdayın çölyak hastaları için büyük bir ihtiyaç olduğunu ancak fiyatının yüksekliği nedeniyle hastaların almakta zorluk çektiğini aktardı.

Çölyak hastalarının ömürleri boyunca glutensiz ürünler tüketmek zorunda olduğuna dikkati çeken Aydın, şöyle konuştu:

“Çölyak, ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim sistemi hastalığı. Çölyak hastası olan kişiler buğdayda, arpada, çavdarda ve yulafta bulunan ve gluten olarak adlandırılan bir proteine tahammül edemiyor. Yiyebildiğimiz makarna, un gibi ürünler çok pahallı. Kara buğdayın kilosu 20 liraya varan fiyatlarla satılıyor. Çölyak hastaları kara buğday almakta zorluk çekiyor. Bu tarla onların ekmek ihtiyaçlarını şimdilik karşılayamaz ancak bir başlangıç. İlimizde kara buğday ekimini yaygınlaştırıp üyelerimizin ekmek ihtiyaçlarını gidermek istiyoruz.”

“ÇEVRE İLLERE DE GÖNDERECEĞİZ”

Uşak Eczacı Odasının girişimi ve Uşak Belediyesinin katkılarıyla glutensiz un üretim atölyesi kurduklarını aktaran Aydın, şunları kaydetti:

“Üyelerimiz bu atölyeden istedikleri kadar faydalanabiliyorlar. Eğer kara buğday ekim alanı artarsa elde edilen ürünü çevre illerdeki çölyak hastalarına göndereceğiz. Çölyak hastalarının gıda kaynağı olarak kullanmak zorunda oldukları kara buğday ya da mamül ürünlerin tamamı ithal ediliyor. Umarım kara buğday üretimi giderek yaygınlaşır ve Türkiye’deki tüm çölyak hastaları bu ürüne kolaylıkla ulaşır.”

“ÇOK SEVİNDİK”

Çölyak hastası olduğunu 4 yıl önce öğrenen üniversite öğrencisi Cennet Yayla (19) da ablasının da aynı hastalıkla mücadele ettiğini belirterek, şunları söyledi:

“Çölyak hastası olduğumuzu öğrendiğimizde ne yapılması gerektiğini bilmiyorduk. Dernek, bizim için umut oldu. Bilmemiz gerekeni öğreniyor ve ihtiyacımız olanları karşılıyoruz. Kara buğday tarlasının ekildiğini ve bizim faydalanacağımızı duyunca çok sevindim. Daha önce kara buğdaydan yapılmış ürünler tüketmedim. Bizim için de iyi olacak. Umarım daha çok üretim yapılır ve tüm hastaların ihtiyacı karşılanır. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.”

.fr{
float:right;
}
.vidyorum{
padding-top:0px;
margin-top:-20px;
font-size:10px;
font-weight: normal;
}
.testimonial-content{
padding:6px 10px 6px 10px;
}
.yrmBslk{ width:75px; color:#990000; overflow: hidden; float:left; }
.testimonial-user{ display:none; width:75px; color:#990000; overflow: hidden; margin-top:5px; }
.vybaslik{
color: #3f5fbf;
font-weight: bold;

}

function videoYonlendir(id){
window.open(“http://videonuz.ensonhaber.com/y/” + id);
}