Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya ile yaşanan krize değindi: “İstikbal ve istiklal için, tek millet için, tek bayrak için, tek vatan için, tek devlet için ‘Evet’ diyorum. Allah’ın izniyle necip milletimizin desteği ile bu ülkeyi büyütmeye devam edeceğiz. Birçok yalanlar uyduruyorlar. Almanya’daki son gelişmeleri görüyorsunuz değil mi? Bunlar yok bilmem temsilcisi içeri alınmış, ondan değil.

PKK’NIN AJANI OLARAK ALMAN KONSOLOSLUĞU’NDA SAKLANANMIŞ

1 ay bu kişi PKK’nın temsilcisi olarak Alman ajanı olarak bu kişi Alman Konsolosluğu’nda saklanmıştır. Ve bunu bize teslim edin yargılansın dediğimizde vermediler. Bunu bana Merkel söylediğinde ‘Sizdeki teröristler tarafımızdan isteniyor, bize ne diyorsunuz? Yargı bağımsızdır. Biz şu anda bağımsız ve tarafsız yargımıza güveniyoruz verin yargılansın’. Önce vermediler. Sonra nasıl olduysa verdiler ve yargı görevini yaptı, tutukladı.

YÜZLERCE TERÖRİST ALMANYA’DA TERÖR ESTİRİYOR

Şu anda yüzlerce terörist Almanya’da terör estiriyor. Benim Adalet Bakanım resmi görüşme yapacak, vatandaşlara şu kampanyayı anlatacak. Orası parka müsait değil diyor. Adalet Bakanımızı, Ekonomi Bakanımızı konuşturmuyorlar. Ben video konferansla meydan mitingine katılacağım, anında dünyada görüşmemiş, iki saatte Anayasa Mahkemesi karar alıyor. Konuşma yapmamı engelliyor. Cemil Bayık Kandi’den konuşabiliyor. Bunlar (Almanya) teröre yardım ve yataklıktan yargılanması gerekiyor. Sizin bütün bu yaptıklarınızı meydana dökeceğiz. Artık o eski Türkiye yok. Ayaklarının üzerinde duran bir Türkiye var.”

HEDONİST BİR NESİL İÇİN UĞRAŞIYORLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sadece kendi çıkarını düşünen, sürekli haz peşinde koşan hedonist bir nesil için ellerindeki tüm araçları kullanıyorlar. Bu sorunun sadece ülkemize münhasır bir mesele olmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Küresel düzeyde uyuşturucu kültürü özendirilerek, farklı düzenlemelerle meşrulaştırılarak, toplumu ayakta tutan sütunlar dinamitleniyor.

TÜRKİYE GÜÇLÜ AİLE YAPISIYLA KARŞI KOYABİLİYOR

Türkiye mevcudiyetini hala koruyan güçlü aile yapısı, sosyal ve kültürel bağları sayesinde hamdolsun bu dalganın etkisini nispeten azaltabiliyor ancak bu sorunun bizim için de giderek büyüyen bir tehdit haline geldiğinin farkındayız. Bununla birlikte mücadeleyi, kendimizle birlikte tüm kardeşlerimiz, tüm insanlık için yürütmemiz gerektiğine inanıyorum.

HANGİ VATANDAŞIMIZ ALKOL DÜZENLEMESİ SEBEBİYLE SIKINTI YAŞADI?

Önümüzdeki haziran ayında, alkol düzenlemesi yürürlüğe gireli dört yıl olacak. Bu dört yılda hangi vatandaşımız bu düzenleme dolayısıyla sıkıntı yaşadı? Kimin hayat tarzına müdahale edildi? Muhalefetin iddialarının hangisi doğru çıktı? Elbette hiçbiri. Söylediklerinin bir tanesi dahi gerçekleşmedi. Esasen bunlar ‘çamur at tutmasa da izi kalır’ mantığıyla hareket ediyorlar. Ama şundan emin olun, attıkları çamurların hepsi de kendi paçalarına, kendi suratlarına yapışmıştır.”

ALKOL DÜZENLEMESİNDEKİ GİBİ ÇARPITMA YAPILIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu düzenlemeyi örnek göstererek Başkanlık Sistemi ile ilgili konuştu: “Alkol düzenlemesini ‘nasıl hayat biçimimize karışılıyor’ diye çarpıttıysalar, yönetim sistemi değişikliğini de ‘rejim değişikliği’ olarak göstermeye çalışıyorlar. Ne alakası var? İlk bunun karşısında ben olurum. 1923’te bu iş bitti. Şimdi yapılan bir yönetim sisteminin değiştirilmesidir ve bu da bugünün işi değil, 200 yılın işidir ve şimdi biz yönetim sistemini değiştirmek suretiyle geleceğe farklı bir adım atıyoruz. Parlamentoda sürekli tıkanan, sürekli patinaj yapan bir sistemi değiştirmek suretiyle, diyoruz ki biz adeta ‘uçmamız lazım.’ Bunun önünü açmamız lazım. Biz damdan düştük fakat bunu engellemek isteyenlerin bu ülkede sorumluluk diye bir şeyleri olmadı, olacağı da yok ve dikili ağaçları yok bu ülkede.”

CUMHURİYET KONUSUNDA HİÇBİR GERİ ADIM YOKTUR

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Biz bu ülkeyi terörizme ve teröristlere teslim etmeyeceğiz bundan hiç endişeniz olmasın. Devletin rejimi olan cumhuriyet konusunda hiçbir geri adım yoktur. Tam tersine yürütmeyi doğrudan milletin emrine vererek, demokrasiyi güçlendiriyoruz.”

Konuyla ilgili günlük basın toplantısında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Pentagon sözcüsü Albay Jeff Davis, “Rejim ve Rusya tarafından sponsorluk edilen insani yardım konvoylarının Münbiç’e girdiğini ve yanlarında zırhlı araçların olduğunu fark ettik, izliyoruz ve farkındayız. Bu, bizim parçası olduğumuz bir şey değil ve diyeceğim şey şu ki sahadaki tüm tarafların DEAŞ ile savaşmaya odaklanmasını istemeye devam ediyoruz.” dedi.

“ARALARINDA ANLAŞMA VAR MI BİLMİYORUZ”

Terör örgütü PYD/PKK’nın öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı Münbiç Askeri Konseyi ile Beşşar Esed rejimi arasında bir anlaşma olup olmadığından haberlerinin bulunmadığını ifade eden sözcü, oradaki hareketliliğin parçası olmadıklarını savundu.

“Bu adımı destekliyor musunuz?” sorusuna ise Davis, “Desteklemek veya desteklememek meselesi değil, farkındayız ve tek bir odağımız var ki o da DEAŞ ile mücadele etmek.” cevabını verdi.

SDG’DEN DEĞİL RUS HÜKÜMETİNDEN BİLGİ ALDILAR

Sözcü, SDG’nin bu konuda kendilerini bilgilendirmediğini, ancak Rus hükümetinin güçlerin ayrışması için ABD’yi bilgilendirdiğini söyledi. Davis, “Bize sürpriz olmadı. Bu güvenli ayrışma hattının çalıştığını gösteren bir örnek oldu, çünkü bilgilendirildik. Ancak bizim orada yaptıklarımızı değiştirecek bir şey olmadı.” ifadelerini kullandı.

ABD askerlerinin bölgedeki varlığı ile ilgili bir soruya ise Davis, konu hakkında bilgi edinmeye çalıştıkları ve gelişmelerin henüz çok yeni olduğu yanıtını verdi.

Terör örgütü PYD/PKK’nın paravan kuruluşu Münbiç Askeri Konseyi dün, Esed güçlerinin Münbiç’e gireceğini duyurmuştu. Ancak açıklamada, rejim güçlerinin ilçenin batı uçlarına yerleşerek, PYD/PKK ile Fırat Kalkanı Harekatı’na katılan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) arasında set oluşturacağı iddia edilmişti.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen CHP İstanbul Genişletilmiş 1. Bölge Toplantısına katıldı.

“CHP PROPAGANDASI YAPMAYACAĞIZ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandum çalışmalarının nasıl yapılacağına değinerek, “Kutuplaştırıcı söylemlerden uzak duracağız. CHP’nin propagandasını yapmayacağız. Neyi hangi gerekçe ile amaçladığımızı neden hayır dediğimizi halka sakin bilgili bir şekilde anlatacağız. Kavga etmeden neden hayır diyoruz; çocuklarımızı, bayrağımızı düşündüğümüz için, milli iradeye saygı duyduğumuz için, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir onun için hayır diyoruz. Bir kişi TBMM’yi feshetmesin diye istiyoruz. Yargı bağımsız olsun diye istiyoruz. Çocuklarımızın geleceği için hayır diyoruz. Bu bir siyasi partinin tercihi değil 80 milyonun tercihi olsun diye hayır diyoruz.” diye konuştu.

“1919’DAN 2017’YE KADAR TEK ADAM REJİMİ HİÇ OLMADI”

Kılıçdaroğlu, “1919’dan 2017’ye kadar tek adam rejimi hiç olmadı. 80 milyonun hayır demesini istiyoruz. Eğer bu bir partinin sorunu olarak algılanacaksa en büyük hataya düşmüş oluruz. Anayasa bir partinin, şahsın anayasası değildir. Adı üstünde herkesin, 80 milyonun anayasası. Bir partinin mutfağında hazırlanan anayasa değişikliğine hayır diyoruz. Sağcısı, solcusu, ortacısı, dindarı, ateisti kim olursa olsun herkesin haklarını güvence altına alan bir anayasaya ihtiyacımız var. Hayırlı bir iş yapacağız. Güzel bir iş yapacağayız. Bunları her yerde söyleyeceksiniz.” ifadelerini kullandı.

“15 YILDIR TERÖRÜ BİTİRDİNİZ DE BİRİSİ ELİNİZDEN Mİ TUTTU”

Kılıçdaroğlu, “Diyecekler ki ‘evet olursa terör’ bitecek. Şunu söyleyeceksiniz, 15 yıldır terörü bitirdiniz de birisi elinizden mi tuttu? Yok. Öyle bir tablo çiziliyor ki halka neden evet demesi gerektiğini anlatamıyorlar.” dedi.

“EVET DİYEN DE HAYIR DİYEN DE BU ÜLKENİN DÜZGÜN, NAMUSLU VATANDAŞLARIDIR”

Kılıçdaroğlu, “Evet diyen de hayır diyen de bu ülkenin düzgün, namuslu vatandaşlarıdır. Benim başımın üstünde yerleri vardır.” dedi.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE ARAMIZI BÖLMEK İSTİYORLAR”

“Anayasa değişikliği ile aramızı bölmek istiyorlar” diyen Kılıçdaroğlu, “Onlar ayırıyor biz ayırmıyoruz. Onlar bölmeye, parçalamaya çalışıyor biz birlikteyiz bölünmüyoruz. Anayasa değişikliği ile aramızı bölmek istiyorlar. Düşünce özgürlüğümü elimizden almak istiyorlar. Değişiklik olursa bir kararname ile ‘horonu kaldırıyoruz. Bütün muhtarlıkları kaldırıyoruz’ denebilir. Bizi bölmek istiyorlar, kutuplaştırmak istiyorlar. O tuzağa düşmeyeceğiz. Hayır dediğimiz için ‘terörist’ diyorlar. Onlara saldıracağımızı düşünüyorlar. Saldırmayacağız. Onları da seveceğiz. Ülkemizi, ülkemizin insanını seviyoruz diyeceğiz. İnadına inadına.” ifadelerini kullandı.

“KAPININ ÖNÜNE KONAN AKADEMİSYENLER, TUTUKLU GAZETECİLER İÇİN HAYIR”

Kılıçdaroğlu, “Yeni anayasa değişikliği yürürlüğe girerse, diyelim ki sayın Cumhurbaşkanı yurt dışına gitti. Yerine birisi vekalet edecek. Mevcut durumda vekâlet TBMM’de. Bir demokrasiye en fazla bu kadar ihanet edilir. Seçilmemiş bir kişi devasa bir Türkiye’yi temsil etsin. Bu ancak Türkiye’de darbe dönemlerinde olmuştur. Kenan Evren darbeyi yapmıştır. Seçilmemiştir ama Türkiye’yi yönetmiştir. Şimdi bir anayasa değişikliği ile bir darbe dönemini anayasal kurum haline getiriyoruz. İşte bunun için milli iradeye saygı duyduğumuz için hayır diyoruz. Barış bildirisini imzaladıkları için kapının önüne konan akademisyenler, tutuklu gazeteciler için hayır diyoruz.” açıklamasında bulundu.

“BİNALİ YILDIRIM, BİZ HAYIR DEDİĞİMİZ KOLTUĞUNU KORUMUŞ OLUYOR BİR ANLAMDA ONUN İÇİN DE ÇALIŞIYORUZ”

Kılıçdaroğlu, “Hayır olursa, Sayın Cumhurbaşkanı görevinin başında olacak. Sayın Binali Yıldırım biz hayır dediğimiz koltuğunu korumuş oluyor. Bir anlamda onun için de çalışıyoruz. Bakanlar yerinde olacak. TBMM’nin yetkileri elinden alınmamış olacak.” dedi.

“HAYIR İLE HALK ÇOK ÖNEMLİ BİR DERSİ SİYASET KURUMUNA VERECEK”

Kılıçdaroğlu, “Hayır ile halk çok önemli bir dersi siyaset kurumuna verecek. Bu mesajı verecek. Adaletli bir Türkiye işitiyor bizim halkımız. Parlamenter sistemde eksiklik var bir araya gelip çözün diyecek. Evet demek, sonu belli olamayan dipsiz bir kuyuyu sürüklemek. Bir kişi savaş ilan edebilecek.” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önce “Binbir Çiçek Kadın Korosu” türkü söyledi.

Pentagon sözcüsü Albay Jeff Davis, konuyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, perşembe günü Şabva, Beyda ve Abyan illerinde gerçekleştirilen 20 hava saldırısının ardından ABD uçaklarının bu sabah da aynı bölgelerde 10’dan fazla hava saldırısı gerçekleştirdiğini belirtti.

Saldırıların sonuçlarının hala değerlendirildiğini ifade eden Davis, saldırıların hedefinde Yemen El Kaide’sine bağlı savaşçılar, silah sistemleri ve altyapılar olduğunu söyledi.

Davis, bu saldırıların istihbaratlarının 28 Ocak’ta El Kaide kampına yapılan baskından toplanan bilgiler ışığında yapılmadığını, o baskınla eş zamanlı olarak hazırlanan bir planlama ile gerçekleştirildiğini kaydetti.

Amerikan ordusunun 28 Ocak’tan bu yana Yemen’de gerçekleştirdiği tüm saldırıların yetkilerinin ABD Başkanı Donald Trump tarafından verildiğine değinen Davis, bu tür saldırıların devam edip etmeyeceğine ilişkin sorulara ise yanıt vermedi.

Yerel kaynaklardan Amerikan medyasına yansıyan haberlerde ise Şabva’nın Yaşbun Vadi köyünde hava saldırıları sonucu bombaların sivil yerleşim birimlerine isabet ettiği ve birçok sivilin yaralandığı iddia edildi.

Hava saldırıları sonucu isabet alan Abyan’ın Cebel Mugan köyünde, ABD askerleri ile El Kaide mensupları olduğu iddia edilen bir grup arasında silahlı çatışmanın çıktığını bilgisi de haberlerde yer aldı.

Pentagon Sözcüsü Albay Davis, ABD askerlerinin Yemen’e girip çıktığını ancak askerlerinin söz konusu bölgede herhangi bir silahlı çatışmaya katılmadığını belirtti.

Pazartesi gününden itibaren sinemalarda gösterime girecek reklam filminde gizli servisin aradığı insan tipinin özellikleri “Farklı kültürler, farklı insanlar ve nazik durumlarla uğraşabilmek, başkalarının duygularını okuyabilmek, insanlarla ilişki kurmak ve motive etmek için doğal bir yeteneğe sahip olmak ve daha büyük bir hedef için bir takımın parçası olarak çalışabilmek.” olarak sıralanıyor.

GENÇ KADIN ÜZERİNDEN İSTENEN PROFİL ANLATILDI

Reklam filminde bu özellikler 20’li yaşlarında, melez bir kadının gündelik yaşamı konu edilerek anlatılırken, izleyenlere bu özelliklerin herkeste bulunabileceği ve kendilerinin de gizli serviste çalışmaya uygun kişi olabileceği mesajı veriliyor.
Reklam filmiyle personel alma yolunu ilk kez seçen İngiliz gizli servisinin hazırladığı filmin sinemalarda bir ay boyunca gösterimde kalacağı belirtiliyor.

JAMES BOND İSTENMİYOR

Dün The Guardian gazetesine konuşan MI6 Başkanı Alex Younger, İngiliz gizli servisinin “gösterişli ve elit” imajını değiştirmek istediklerini söylemişti. 
“İnsanlara ulaşıp bize katılmayı isteyip istemediklerini sormamız lazım. MI6’ya katılmayı aklından geçirmemiş insanlara ulaşmak zorundayız.” ifadelerini kullanan Younger, kurumun içinde yaşadığı toplumun yapısını yansıtacak bir çeşitliliği barındırması gerektiğini vurgulamıştı.

“GEÇMİŞİ NE OLURSA OLSUN, KENDİNİ AİT HİSSETSİN”

Siyahi ve Asyalı İngiliz vatandaşlarının da kuruma katılması yönünde bilinçli bir gayret gösterileceğini anlatan Younger, “İngiltere’nin her köşesindeki her topluluk, statüsü veya geçmişi ne olursa olsun, burası için gereken özelliklere sahip olduğunu hissetmeli. İnsanların kendi kendilerini dışlamasına son vermeliyiz.” görüşünü dile getirmişti.

Gizli servisin adı açıklanmayan insan kaynakları yetkilisi de gazeteye yaptığı açıklamada, kurumun “James Bondlar aramadığını” vurgulamıştı.

“CRAİG’İ İŞE ALMAZDIK”

Gizli serviste çalışmak için iri yarı olmak veya iyi silah kullanmak gibi özellikler aranmadığını belirten yetkili, “Daniel Craig tipinde insanlar ya da onun vücudu daha gelişkin versiyonlarını aradığımız sanılıyor. Craig’i MI6’da işe almazdık.” ifadelerini kullanmıştı.

Yeni personel kampanyası ile MI6’nın gelecek yıllarda 3’te 1 oranında büyümeyi öngördüğü bildiriliyor. Bu büyümeyle kurumun kadrosunun tarihindeki en yüksek sayı olacak 3 bin 500 çalışana ulaşması hedefleniyor.

Le Pen avukatı Rodolphe Bosselut aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi olarak siyasi dokunulmazlık hakkına sahip olduğunu” belirtti ve “seçimlere kadar savcılığa ifade vermeye gitmeyeceğini” bildirdi.

POLİSE DE İFADE VERMEDİ

Le Pen, geçen ay yine aynı soruşturma kapsamında bu kez polise ifade vermeyi reddetmişti.

AP’da danışman kadrosunda gösterildiği belirtilen ve Le Pen’in korumalığını yapan Thierry Legier ve aşırı sağcı liderin yakın arkadaşı Catherine Griset, geçen ay polis tarafından sorgulanmıştı.

Fransız polisi, yine geçen ay sonu partinin Paris’teki merkezine baskın düzenleyerek arama yapmıştı.

YOLSUZLUK İDDİASI

Ulusal Cephe’nin AP’de yolsuzluk yaptığına dair iddialar son bir aydır Fransa gündemini meşgul ederken, bu kapsamdaki soruşturmanın genişleyebileceği bildiriliyor.

AB’nin Yolsuzlukla Mücadele Organı (OLAF), AP’de Le Pen’in danışmanı olarak maaş alan ancak gerçekte Le Pen’in korumalığını yapan Thierry Legier hakkında soruşturma başlatmış, Legier’in parlamentodan 2011’de 3 ay maaş aldığını ortaya çıkarmıştı.

Marine Le Pen’in yakın arkadaşı Catherine Griset’in ise yine 2010-2016 yılları arasında Avrupa Parlamentosundan danışman sıfatıyla maaş aldığı bildirilmişti. Griset’in aslında Avrupa Parlamentosunda hiç çalışmadığı, sadece parti merkezinde görevli olduğu belirtiliyor.

OLAF dışında Fransız yargısı da 15 Aralık’ta konu ile ilgili soruşturma başlatmıştı.

Fransa’da nisan-mayıs aylarında iki turlu yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi anketlerde Le Pen’in ilk turu önde bitirecek desteğe sahip olduğu görülüyor.

TERÖR PROPAGANDASINDAN DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILDI

Öte yandan AP Genel Kurulu, bu hafta, terör örgütü DEAŞ’ın bir infaz görüntüsünü sosyal medyada paylaştığı için hakkında açılan dava ile ilgili olarak, sadece bu dosyaya mahsus olmak üzere yargılanabilmesi için Le Pen hakkındaki siyasi dokunulmazlığı dün kaldırmıştı.

Tunus’u ziyaret eden Almanya Başbakanı Angela Merkel, yasal statüsü bulunmayan 1500 Tunuslunun ülkesine geri gönderilmesi için Tunus hükümetiyle anlaşmaya varıldığını açıkladı.

“BİZİMLE ANLAŞMALARI İYİ OLDU”

Tunus Cumhurbaşkanı El-Baci Kaid es-Sibsi, anlaşmanın her iki taraf için de iyi olduğunu söyledi:

“Bu anlaşma Almanya’da oturumu olmayan 1500 Tunuslu göçmeni ilgilendiriyor. Bizimle anlaşmaya varılması Almanya için de iyi oldu. Çünkü o insanları aniden sınır dışı edebilirlerdi. Bizim açımızdan bakıldığında; bu kişilerin Tunuslu olduklarını doğrulamak için Almanya’ya bir ekip göndereceğiz.”

MERKEL TUNUS PARLAMENTOSU’NDA KONUŞTU

Tunus Parlamentosu’nda konuşan Merkel, ülkede sağlanan gelişmenin inkarının mümkün olmadığını belirterek, “Almanya sizlerle güvenebileceği bir ortak olarak birliktelik kurmak istiyor.” dedi.

“GEREKİRSE GÜÇ KULLANARAK YOLLARIZ”

Almanya’daki yasadışı göçmenlere ilişkin Merkel, “Ülkemizde oturma izni olmayanlar ülkeyi terk etmelidir. Gerekirse bunu güç kullanarak yaparız.” ifadelerini kullandı.

Tunus’la ortak sorunlara sahip olduklarını söyleyen Merkel, bunların başında terörle mücadele geldiğini ve bu sorunların bitirilmesinde Tunus’la direkt koordine halinde olacaklarını vurguladı.

Bakan Soylu, yaptığı konuşmada, “Bu sistem cumhurbaşkanlığı sistemi bu milletin en büyük rüyasıdır. Anahtarın tamamen milletin elinde olduğu bir sistemin adıdır bu. Biz bu sistemi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dışında kimse ile getiremeyiz. Bu sistemi onun dışında kimseyle oturtamayız. Recep Tayyip Erdoğan gibiler kolay kolay yetişmezler. Bugün Avrupa’da lider yoksulluğu var.” dedi.

“BİZİM HEDEFİMİZ BUGÜN DEĞİL, GELECEKTİR”

“Biz artık geriye değil önümüze bakmak istiyoruz. Bizim dünyaya söyleyecek sözümüz var.” diyen Soylu, “AK Parti sadece bir siyasi parti değildir. AK Parti bu milletin sesidir, sinesidir. Onun için yılmadınız ve kokmadınız. Onun için dimdik ayakta ve diyorsunuz ki biz Türkiye’yi en iyi dünya ülkelerinden birisi haline getireceğiz. Şimdi ikinci hamlemizi ve sıçramamızı yapmamız gerekiyor. Bu bizim milletimiz için büyük bir fırsattır. Eğer biz bunu yakalarsak yüzde 5 enflasyonun altını, yüzde 5 işsizliğin altını, 50 milyar dolar ihracatı yapacağız. Uluslararası yatırımcıların milyar dolarlık yatırımlar için ülkemizi tercih edeceği istikrarlı bir ülke olacağız. Bizim hedefimiz bugün değil gelecektir.” diye konuştu.

“ARTIK SİZİN DEĞİL MİLLETİN BORUSU ÖTECEK”

AK Parti’yi ülkeyi kutuplaştırıyor diye eleştirdiklerini belirten Soylu, “Bu söylem CHP’nin ağzından hiç düşmedi. Hiç kavga eden muhtara millet oy verir mi? Milletin işine gücüne bakmayan, millete sırtını dönene millet oy verir mi? Bir belediye başkanı görevini yapmazsa bu millet ona yeniden oy verir mi? Sürekli gerilim üretip iş yapmayan karşı millet sandıkta gereğini yapar. Madem AK Parti sürekli gerginlik üretip siyaseti kutuplaştırıyor. Peki AK parti neden yüzde 34’lerden yüzde 50’lere taşındı. CHP yüzde 24-26 bandında bir ileri bir geri gidip geliyor. Siyaseti kutuplaştıran kendi çizgisinde duran kim? Yeni sistemi tabi ki istemezler. Yeni sistemde milletin ayağına gideceksin proje üreteceksin. Yeni sistemde önünü göremeyen bir Türkiye değil, 2023, 2053, 2071 hedeflerini ortaya koyacaksın. Yeni sistemde insanların düşüncelerini, fikirlerini ayırmayacaksın ve yeni sitemde yüzde 50’nin üzerinde oy alacaksın. Yüzde 25 ile bir taraftan yargı ile bir taraftan Anayasa Mahkemesi ile bir taraftan Yargıtay ile basın ile bir taraftan da ihtilal ve darbelerle kurmuşsun sistemini borunu öttürmeyi sağlamışsın. Ama artık senin değil milletin borusu ötecek. Hiç kimse bu milletin sabrını zorlamasın. Bu milletin sabrı ve şefkati en önemli özelliklerinden bir tanesidir” şeklinde konuştu.

“Bugüne kadar türlü oyun ve iftiralarla önümüzü kesmeye çalıştılar. Onlar söylemlerine uymayanlara her türlü iftirayı atarak her alçaklığı bir şekilde ortaya koyuyorlardı.” diyen Soylu, şunları kaydetti:

“MİLLETİ DÜŞÜREMEDİLER”

“Bunu her defasında net bir şekilde gördük. Aynısını Sayın Cumhurbaşkanımıza yapıp hukuk üzerinden bir darbe gerçekleştirmeye çalıştılar. Onu da bu sistemin içerisinde yaptılar. Ama milleti düşüremediler. Millet her seferinde bir öncekinden daha fazla destek veriyordu. Çevremizdeki tüm ülkeler sıkıntı içerisinde mücadele ederken 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’yi de bu cenderenin içine çekmeye çalıştılar. O Pensilvanya’daki FETÖ haini bu güzel ülkemizi bir şekilde istilaya uğratabilmek için bu masum milleti katletmeye başladılar. Hiçbirimiz 15 Temmuz akşamında bu sistemin yeniden önümüze büyük bir dalga çıkaracağını ve bu ülkeyi yeniden geri götürmek isteyenlere fırsat sunulacağını düşünmedik. Bizim yükselişimize, sıçrayışımıza engel olarak bizi çeşitli oyunlarla terbiye etmeye çalışıyorlar. Bize, bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’ına, memuruna, esnafına, çiftçisine size bu ülkeyi yönettirmeyeceğiz diyorlar. Bizde 2002 yılından beri haykırıyoruz. Bu ülkeyi biz idare edeceğiz, bu millet yönetecek. Şunu net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Artık arkamıza dönüp şimdi ne olacak diye dönüp bakmak istemiyoruz. Arkaya dönüp bakıp duran şoför ilerleyemez kaza yapar. Biz sürekli korku içerisinde bugün ne olacak diye arkamıza dönüp bakmak istemiyoruz. Bugüne kadar yaşanılanlardan kurtulmak, geleceğe ümitle bakmak ve güçlü bir Türkiye’yi hep beraber kurmak ve inşa etmek istiyoruz.”

“Ben bugün burada sizlerde bu kararlılığı görüyorum. Ama yine de çok az bir zaman dilimi kaldı. Bugüne kadar çalıştığınızın tamamı kadar toplam seçim çalışmalarınızın topyekünü kadar bir büyük gayret bekliyoruz. Gitmedik yer, çalmadık kapı bırakmayalım. Gün bugündür. Vesayeti sırtımızdan atacağız. Bize elbise biçmeye çalışanlara biz sizin biçtiğiniz elbiseyi değil, ‘Biz Şeyh Edebali’nin biçtiği elbiseyi giymeye talibiz’ diye haykıracağız. Bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bunun için bugün çalışma zamanıdır.”

Almanya, referandum mitingi için Türk vatandaşlarla bir araya gelmek isteyen Bekir Bozdağ’ı anti demokratik bir şekilde engellemişti. Bu kriz gergin olan iki ülke ilişkilerinin daha da bozulmasına yol açtı.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı açıklamada Almanya’nın teröre yardım ve yataklıktan yargılanması gerektiğini söylemişti. Erdoğan’ın iddiasını güçlendiren bir gelişme daha yaşandı.

ALMAN VEKİLLER KÜRKÇÜ’YE KUCAK AÇTI

Kendi ülkelerinde işi gücü bırakıp Türkiye’deki referandumdan hayır oyu çıkması için çalışan Alman vekiller, samanlıkta saklanarak solculuk kariyeri yapan HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü’yü kabul etti.

TWİTTER’DAN PAYLAŞTI

Ertuğrul Kürkçü, Bavyera Parlamentosu’ndan SDP Grup Başkanı Markus Rinderspacer, Yeşiller Partisi Grup Başkanı Margarete Bause ve Münih Belediyesi Meclis Üyesi Gülseren Demirel ile samimi pozlar vererek Twitter’dan paylaştı. Ertuğrul Kürkçü bu hareketiyle, kendince Türkiye’ye mesaj vermeye kalktı.

HDP’li Ertuğrul Kürkçü’den Fırat Kalkanı soruları haberi

Ertuğrul Kürkçü’den iç savaş çağrısı haberi

Ertuğrul Kürkçü’ye göre darbe girişimi tiyatro haberi

Kaza, merkez Çayda Çıra Mahallesi TOKİ konutları yolundaki moloz yığınlarının bulunduğu arazide meydana geldi. 57 yaşındaki Mustafa A., idaresindeki 23 BJ 21 plakalı otomobil ile yol yerine araziden gitmeye çalışırken molozlardaki taşlara çarptı. Yoldan geçen başka bir sürücü, kazayı fark ederek durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, otomobildeki şahsın kazadan yaralanmadığını, aşırı alkollü olduğunu fark etti. Sağlık ekiplerinin alkollü sürücüyü araçtan indirememesi üzerine polisler devreye girdi. Polislerin iknası sonucu otomobilden indirilen Mustafa A., alkol komasına girme ihtimaline karşı ambulansa alınarak ilk müdahalesi yapıldı.

“ADIM AHMET” DEDİ, MUSTAFA ÇIKTI

Polisler tarafından, adı sorulan alkollü şahıs, isminin Ahmet olduğunu ve çok alkol aldığını söyledi. Nüfus cüzdanını ilk başta polise vermeyen şahıs, ambulanstaki müdahalenin ardından ekip aracına alındı. Polisin, baştan itibaren nezaketi bırakmadığı olayın sonunda, alkollü şahıs kimliğini vermeyi kabul etti. Polis, kimliği alınca şahsın isminin kendisinin söylediği gibi Ahmet değil, Mustafa olduğunu öğrendi. Bu sıralarda polisle, alkollü şahıs arasında ilginç diyaloglarda yaşandı.

7 YIL EHLİYET YASAĞI

Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri tarafından, alkollü sürücü Mustafa A’nın kayıtları incelendiğinde daha önce 2 sefer ehliyetine el konulduğu ortaya çıktı. İlkinde 6 ay, ikincisinde de 2 yıl ehliyetine el konulan Mustafa A’nın, cezasının bitmesine 15 gün kaldığı öğrenildi.

Polis, Mustafa A’nın ehliyetine 3’üncü kez alkollü araç kullanmaktan 5, alkol metreye üflemediği için ise 2 yıl olmak üzere toplam 7 yıllığına tekrar el koydu.
Öte yandan, Türk Ceza Kanunun 179/3. maddesi gereğince ise, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan sürücüye, 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabileceği bildirildi.