Tahran ve Ankara arasında giderek sertleşen karşılıklı söylemlere İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti de dâhil oldu.

İran’da düzenlenen 6. Filistin İntifadası’na Destek Konferansı’na katılmak için Tahran’da bulunan Suriye Meclis Başkanı Hediye Abbas’la ortak basın toplantısında konuşan Velayeti, Ankara’yı sert sözlerle hedef aldı.

“KAZANAN SURİYE HALKI OLACAK”

Velayeti, Türkiye’nin Suriye konusunda planladığı hedeflerine ulaşmadığından bu tip açıklamalara başvurduğunu ileri sürdü. Velayeti, “Türk makamları Şam’a gidip Emevi Camisi’nde namaz kılmak istiyordu ancak beklentileri gerçekleşmedi ve asla da gerçekleşmeyecek. Kazanan Suriye halkı ve devleti olacak ” diye konuştu.

YA KENDİLERİ ÇIKAR YA ÇIKARILIRLAR

İran’ın, Irak ve Suriye yönetimlerinin resmi daveti üzerine bu iki ülkede bulunduğunu söyleyen Velayeti, “İzinsiz ve davetsiz bu iki ülkeye girenler buralardan çıkmalılar. Ya kendileri çıkar ya da Irak ve Suriye halkı onları çıkarır” dedi.

NELER OLMUŞTU?

Önceki gün konuşan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu İran’la ilgili “Ülkesine mülteci olarak sığınan insanları dahi savaş alanına sürmekten çekinmeyen bir ülkenin bölgedeki gerginliğin sorumlusu olarak başkalarını itham etmesi kabul edilebilir değil” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn ziyareti sırasında İran’ın Irak ve Suriye’de “Pers milliyetçiliği” politikası izlediğini kaydetmişti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Münih’te İran’ı “mezhepçilik yapmakla” eleştirmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi önceki gün İran’a yönelik Türkiye’den yapılan açıklamalara tepki göstererek, “Türkiye konusunda sabırlı davranıyoruz; ancak, sabrımızın da bir sınırı var. Türk dostlarımız bu tip ifadelerini tekrarlarsa biz de susmayıp karşılık vereceğiz” demişti. İran ayrıca aynı gün Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağırmıştı.

DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin yarattığı tehdidi bertaraf ederek sınır güvenliğini artırmak ve koalisyon güçlerine destek vermek için Suriye’nin kuzeyine yönelik 24 Ağustos’ta başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı sürüyor.

DEAŞ HEDEFLERİ BİR BİR İMHA EDİLİYOR

Harekatın 183’üncü gününde, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki topçu ve diğer ateş destek vasıtalarıyla terör örgütü DEAŞ hedefleri imha ediliyor. ÖSO birlikleri, Bab ilçesi Kef kavşağında bir araya gelerek, karadan DEAŞ hedeflerine silah ve doçkalarla saldırı düzenliyor.

ÖSO saha komutanı Ahmed eş-Şahabi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bab’da sivillerin zarar görmemesi için kontrollü bir şekilde ilerlediklerini dile getirdi.

Bab’daki DEAŞ tünelleri VİDEO

YER ALTINDA YOLLAR İNŞA EDİLDİ

Terör örgütünün hava saldırılarından korunmak için yer altında yollar inşa ettiğine değinen Şahabi, şöyle devam etti: “DEAŞ, rejimin kullanmadığı tren raylarını sökerek Bab’daki tünellerde kullanıyor. Örgüt, mühimmatlarını bu raylar üzerinden taşıyarak istediği yere götürüyor. DEAŞ’ın irili ufaklı çok sayıda tüneli mevcut. Daha sonra terör örgütü DEAŞ, tünellerin yerleri bilinmesin diye kazanları infaz ediyor. DEAŞ, genellikle sigara içtiği gerekçesiyle bir iki aylığına tutukladığı sivillerle bu tünelleri kazdı.”

EL BAB’DAKİ DEAŞ TÜNELLERİNE GİRİLDİ

Öte yandan Halep’in Bab ilçesinde yoğun çatışmaların yaşandığı ilçe merkezinde olayları takip eden AA ekibi, Bizaa köyü ve Kabasin beldesi ile bağlantılı tünelleri görüntüledi.

ÖSO’nun saha komutanlarından Ebu Cafer, söz konusu tünelin DEAŞ’ın sivillere kazdırdığı tünellerden biri olduğunu ve örgüt tarafından içerisine patlayıcı tuzaklandığını aktardı.

Tünellerin şehir merkezine yakın yerde olduğunu vurgulayan Cafer, “Bu tünelin mayın ve patlayıcılardan temizlenmesi gerekiyor. Tahminlerimize göre tünellerin uzunluğu 200 metredir. Tünellerin içerisinde su olduğu için yürüyemiyoruz.” dedi.

Kovancılar ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki iki çocuk babası Sabit Şeker, dün öğlen namazını kılmak için ilçedeki Merkez Camisi’ne gitti.

İNŞAAT İŞÇİSİNDEN İNSANLIK ÖRNEĞİ

Şeker, ayakkabılarını çıkarıp rafa bırakacağı sırada yerde bir deste euro buldu. Sabit Şeker’in olayı bildirdiği imamın anons yapması üzerine, parasını ayakkabı rafında unutan Zülfü Kuzu, gelerek parasını teslim aldı.

“PARAYI ALSAYDIM ÖLENE KADAR RAHATSIZ OLURDUM”

İnşaata işçi olarak çalıştığını belirten Şeker, ihtiyacı olmasına rağmen parayı cebine atmadığını belirterek, “Ben işçiyim, paraya da ihtiyacım var. Buna rağmen onurlu yaşamamız lazım. Çok huzurluyum. Bulduğum parayı alsaydım belki maddi yönden rahatlardım ama, ölene kadar hep rahatsız olurdum” diye konuştu.

CAMİYE 15 BİN 200 EUROYLA GELDİ

Merkez Camisi imamı Nurallah Çolak ise, yaptıkları anonsun ardında Zülfü Kuzu’nun yanlarına gelip bulanan paranın kendisini ait olduğu söylediğini, paranın miktarını ve kaçlık banknotlardan oluştuğunu doğrulamasının ardından 30 500’lük, 1 de 200’lük bankonttan oluşan 15 bin 200 euro’yu kendisine teslim ettiklerini söyledi.

BU KADAR PARA CAMİDE NE ARIYOR

Camide unuttuğu parayı tarla almak için biriktiğini ifade eden 74 yaşındaki Zülfü Kuzu da, öğlen namazı için gittiği caminin girişinde, cebindeki 15 bin 200 euro’yu düşürdüğünü belirterek şöyle dedi:

“Namazı kıldıktan sonra baktım param yoktu. Hoca anons etti, dedi bir miktar para bulunmuş. Gittim yanına hoca parayı bulanı da çağırdı, paramı teslim etti. O kadar parayı üzerinde neden taşıdığı sorusuna ise Kuzu, “Tarla alacaktım, pazarlık yapmıştım, parasını verecektim. Param bulununca sevindim teşekkür ettim. Param helal paraydı bulunacağını bekliyordum.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosunca, sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle Şansal hakkında başlatılan soruşturmadan sonra hazırlanan ve gönderildiği İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından iadesine karar verilen iddianame, savcılığın eksiklikleri gidermesinin ardından, yeniden bu mahkemeye gönderildi.

İDDİANAME KABUL EDİLDİ

Değerlendirmesini yapan mahkeme, tutuklu şüpheli Şansal’ın, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçundan, 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamenin kabulüne hükmederek, ilk duruşmanın 16 Mart’ta yapılmasını ve Şansal’ın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

ÖNCEKİ İDDİANAMENİN REDDEDİLME NEDENİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Umut Tepe’nin yeniden düzenlediği iddianamede, daha önce gönderilen iddianamenin, “dosyaya sunulan ekran çıktılarında ikinci paylaşımın gönderim yerinin İstanbul/Türkiye olarak görülmesi, şüphelinin paylaşımın yapıldığı tarihte Kıbrıs’ta olduğunun dosya kapsamından anlaşılması, Kıbrıs’ta bulunan bir kişinin İstanbul gönderimli bir tweet atıp atamayacağına ilişkin araştırma yapılmaması, yargılama konusunu sevk maddelerinin değil iddianamedeki anlatımın oluşturması, ‘Türk milletini alenen aşağılama’ suçuyla ilgili yapılan farklı bir soruşturmaya esas ifadelerinin de bu iddianamede yer alması ve bu durumun yargılamanın konusunu oluşturan eylemlerin kapsamını belirlemede karışıklığa neden olması” gerekçeleriyle reddedildiği hatırlatıldı.

Barbaros Şansal’dan Türk halkına hakaret VİDEO

KONUMUNU FARKLI BİR YERDE GÖSTEREBİLİR

İddianamede, Twitter profil ayarlarında bulunan hesap sekmesinde zaman dilimi ayarının istenildiği şekilde değiştirilebildiği, güvenlik ve gizlilik ayarlarında “tweetlerime konum bilgisi ekle” seçeneğinden, dünyanın herhangi bir yerinin konumunun, paylaşılan içeriğe kullanıcı tarafından eklenebileceği belirtilerek, “kişi kendi konum ve paylaşımını Kıbrıs’ta gösterebileceği gibi İstanbul’da da gösterebilir.” denildi.

Karışıklığa neden olma gerekçesiyle ilgili de iddianamede, “Savcılığımızca düzenlenen ve iade edilen iddianamenin 2. sayfası ve 8. paragrafında şüpheli hakkında, kendisinin çekerek sosyal medyada yayınladığı videoda Türk milletini aşağıladığı, bu suçun soruşturma usulünün farklı olduğu, bu nedenle Türk milletini alenen aşağılama suçu açısından evrak tefrik edilerek ayrı bir soruşturma dosyasına kaydedilmiştir.” ifadesi yer buldu.

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILDI

İddianamede, ayrıca Şansal’ın attığı belirtilen tweetle ilgili bilirkişiye inceleme yaptırıldığı ve bilirkişinin savcılığa raporunu sunduğu da belirtilerek, raporda “Twitter’da, ‘denemehesabı14’ ismi ile hesap açıldığı, konum bilgisinin istenildiği gibi ayarlandığının görsel olarak sunulduğu, raporun 12. sayfasında suça konu ve tereddüde yol açan iletinin şüpheli tarafından 1 Ocak saat 02.51’de paylaşıldığı, bu hususla ilgili ‘ekşisözlük’ isimli sitede, ‘lilamoreflatun’ isimli kullanıcının bahse konu iletiyi link olarak paylaştığının tespit edildiğinin anlaşıldığı” kaydedildi.

3 YIL HAPSİ İSTENİYOR

Savcı Tepe’nin iddianamesinde, sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki mesajlarıyla suç işlediği anlaşılan şüphelinin “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçundan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Başsavcılıkça onaylanan iddianame, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş, mahkemece yapılan değerlendirme sonucu eksiklikler olduğu gerekçesiyle iddianamenin tekrar savcı Umut Tepe’ye iade edilmesine karar verilmişti.

Darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele saldırı düzenleyen Özel Kuvvetler ve Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timlerininin de aralarında bulunduğu 44 tutuklu sanığın yargılanmasına Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Duruşmada tutuklu sanıklardan SAT komandosu olan Üsteğmen Ali Sarıbey ifade verdi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Sarıbey, şunları söyledi:

“TERÖR OPERASYONU SANDIĞIM İÇİN SEVE SEVE GÖREVİ KABUL ETTİM”

“Sabah saatlerinde Haldun Gülmez beri aradı ve tesadüf olmuş gibi gizli bir görev çıktığını ve komutanın benim de katılmamı istediğini söyledi. Ben harbe hazırlık için ölüm makinası olarak yetiştirildim. Ben bir ölüm makinasıyım. Vatan milletim için terör operasyonuna katılmaktan mutluluk duyarım. Seve seve görevi kabul ettim.

MARMARİS’E GELDİĞİMİZİ DİSKO IŞIKLARINDAN ANLADIM

Sönmezateş General, bizlere gelmek istemeyen olup olmadığını sordu. Bende tanımadığım bir grup içerisinde olduğum içini ses çıkarmadım. Ama sonuçta askerim ve görevi kabul ettim. Helikopterde de nereye gittiğimiz söylenmedi. Ben uzun yıllar Aksaz Üssü’nde çalıştığım için Marmaris’e geldiğimizi iniş sırasında disko ışıklarından anladım.

“VIP BİRİSİNİN ALINACAĞINI DÜŞÜNDÜM”

Çiğli’de darbe olduğu öğrendim VIP birisinin alınacağını düşündüm. Cumhurbaşkanı olduğunu bilmiyordum”

HAKİM: VATAN MİLLET DİYENLERİN NE YAPTIĞINI GÖRDÜK

Ali Sarıbey, yakalandıktan sonra poliste işkence gördüğünü ileri sürdüğü sırada Mahkeme Başkanı Melihşah Baştoğ, araya girip, “Bu bizim konumuz değil, savcılığa suç duyurusunda bulunun” dedi. Ali Sarıbey’in bunun üzerine savunma hakkının elinden alınmamasını isteyip, vatan, millet için hizmet yaptıklarını anlattığı sırada sözünü kesen Mahkeme Başkanı, “Vatan millet diyenlerin ne yaptığını hep birlikte gördük” dedi.

İzmir’in Ödemiş İlçesi’ndeki cezaevinden firar edip Bornova İlçesi’nde polis tarafından yakalanıp İzmir Adliyesi’ne getirilen 35 yaşındaki Çağlar Altıner, elleri kelepçeli olmasına rağmen polislerden kurtulup kaçmaya başladı.

ADLİYEDE PANİĞE NEDEN OLDU

Polisin havaya ateş açması üzerine, geçen ay terör saldırısının olduğu ve Polis Memuru Fethi Sekin’in şehit olduğu adliye binasında, kısa süreli panik yaşandı. Emekli bir polisle cenaze hizmetleri firmasının sahibi tarafından yakalanan cezaevi firarisi Altıner, “Çocuğum aklıma geldi, ondan kaçtım” dedi.

CEZAEVİNDEN FİRAR ETMİŞTİ

Ödemiş Açık Cezaevi’nden geçen 18 Ocak’ta firar eden, hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından hakkında 14 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan Çağlar Altıner, Bornova İlçesi Çamdibi Semti’nde polis tarafından yakalandı. Gözaltına alınan Altıner, cezaevine gönderilmek üzere işlemlerinin yapılması için Bayraklı İlçesi’ndeki İzmir Adliyesi’ne getirildi. 
Elleri kelepçeli olan Çağlar Altıner, iddiaya göre personel C giriş kapısında eşyalarını bırakmak için polisten izin istedi, bu sırada kalabalıktan da faydalanan Çağlar Altıner, hızla bina dışına çıkıp, kaçmaya başladı. Adliye Karakolu’nda görevli polisler ile Çağlar Altıner’i getiren polisler, kaçan cezaevi firarisinin peşine düştü.

Polisin elinden kaçan şahsı vatandaşlar yakaladı VİDEO

SİLAH SESLERİ KORKU YARATTI

Geçen 5 Ocak’ta PKK’lı teröristlerin bombalı araçla düzenlediği ve polis memuru Fethi Sekin ile mübaşir Musa Can’ın şehit olduğu saldırı nedeniyle güvenlik önlemleri artırılan adliye çevresinde, silah seslerinin duyulmasıyla kısa süreli panik yaşandı. Kaçan Altıner’i durdurmak için havaya ateş açan polisi gören bir cenaze hizmetleri firmasının sahibi Taşkın Koç (44) ile emekli polis memuru Cabbar İmran (64), Altıner’in üzerine atlayıp etkisiz hale getirdi. Arkadan gelen polisler de bir elindeki kelepçeyi çıkartmayı başaran Altıner’i tekrar kelepçeledi. 
Polisin, “Neden kaçıyorsun, bizi yakacaksın” diye tepki gösterdiği Çağlar Altıner, “Ağabey çocuğum aklıma geldi, o yüzden yaptım” diye cevap verdi. Polis, Altıner’in yakalanmasında yardımı dokunan Koç ile İmran’a teşekkür edip, firariyi adliyeye götürdü.

Geçen pazartesi günü Kepez İlçesi’ndeki evlerinin yanında bulunan işyerinde kaynak işleri yapan Demirel Ailesi’nin çıkardığı gürültü, iddiaya göre akrabaları ve komşuları Akkaş Ailesi’ni rahatsız etti. 2 ailenin üyeleri, akşam saatlerinde tartışmaya başladı.

PARMAĞINI ISIRIP KOPARTTI

Tartışma büyüyüp kavgaya dönüşürken, yolda yeğeni Ramazan Altun’un Ayşe Akkaş ve yakınları tarafından tartaklandığını gören Kamile Demirel, kavgayı ayırmak istedi. Bu sırada Ayşe Akkaş, Kamile Demirel’in sağ elinin serçe parmağının ucunu ısırıp koparttı.

HASTANEYE KALDIRILIP MÜDAHALE EDİLDİ

Kan içinde kalan Kamile Demirel, eşi Rafet Demirel tarafından hastaneye götürüldü. Demirel, acil serviste yapılan ilk müdahalenin ardından ameliyata alındı.

“KOPAN PARMAĞIMI YUTTUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Olaydan sonra polise şikayetçi olan Kamile Demirel, parmağını ısırıp koparan Ayşe Akkaş’tan şikayetçi oldu. Olayın şokunu üzerinden atamadığını belirten Kamile Demirel, “Sokakta yeğenim Ramazan Altun’u tartakladıklarını gördüm. Kavgayı ayırmak için gittiğimde bir anda ortada kaldım. Bu sırada sağ bileğimden yakalayan Ayşe Akkaş’ın serçe parmağımı ısırdığını fark ettim. Acı içinde kıvranırken parmağımın ucunun olmadığını fark ettim. Tüm aramalara rağmen kopan parçayı bulamadık. Parmağımı yuttuğunu düşünüyorum” diye konuştu. Olayla ilgili açıklama yapan Kamile Demirel’in avukatı Fatma Hande Amioğlu ise daha önce de tartışmaların yaşandığını belirterek, “Hukuksal olarak işlem başlattık. Ceza ve tazminat davası açacağız” dedi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün vatandaşlara gönderdiği uyarı mesajlarının benzerini yapan dolandırıcılar, birbirlerine SMS gönderip ‘sizi arayıp, polis veya savcı olarak tanıtanlara inanın, para altın ve birikimlerimizi teslim edin’ yazdıkları belirlendi.

BİNLERCE KİŞİNİN PARALARINI ÇALDILAR

Anayasa Profesörleri, sanatçı ve politikacıların da aralarında bulunduğu binlerce insanın milyonlarca lirasını telefonla konuşarak alan şebekeleri çökertmek için harekete geçen Adana Emniyet Müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan teknik ve fiziki takip izni aldı.

AVUKATLARINI VE BİRBİRLERİNİ DOLANDIRDILAR

Telefonla dolandırıcılık yapan şebekeyi çökertmek için oluşturulan özel ekip, günler süren çalışmasında ilginç ayrıntılara ulaştı. Her görüşmeden sonra kullandıkları sim kartları ve cep telefonlarını değiştiren dolandırıcılardan Şanlıurfalı C.Y., yine polisin takibinde olan Adana’daki başka bir şebeke elemanını telefonla aradı.

Kendisini polis olarak tanıtan C.Y. Adana’daki kurbanını dolandırmak istedi. Hedefindeki dolandırıcıyı suç üstü yakalamak isteyen polis, PTT şubesine para yatırmaya gelen kurbana son anda engel oldu. Manisa Barosu’na kayıtlı olan ve Salihli ilçesinde hukuk bürosu bulunan bir avukat da dolandırıcıların kurbanı olmaktan kurtulamadı.

Merkez Yüreğir İlçesi’ndeki Yeşilbağlar Mahallesi’nde oturan Yakup Kırlangıç, Keresteciler Sitesi’nde çalıştığı işyerinden dönmeyince yakınları aramaya çıktı. Yakup Kırlangıç, sokakta sırtından bıçaklanmış olarak bulundu. Çevredekiler tarafından hastaneye kaldırılan Kırlangıç, doktorların müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi.

POLİS SURİYELİLERİN PEŞİNE DÜŞTÜ

Yakup Kırlangıç’ın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu Morgu’na götürülürken, polis, olaya karıştığı ileri sürülen Suriyeli 2 genci yakalamak için çalışma başlattı.

“BİZ SURİYELİLERE EVİMİZİ AÇTIK, ONLAR BİZİM CİĞERİMİZİ YAKTI”

Otopsisi tamamlanan Yakup Kırlangıç’ın cenazesini teslim almak için Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen baba Ahmet Kırlangıç şunları söyledi: “Oğlum mobilya imalathanesinde çalışıyordu, akşam eve dönerken 2 Suriyeli genç yolunu kesmiş. Cep telefonunu istemişler. O da vermek istemeyip, kaçmaya çalışınca arkasından yetişip sırtına bıçağı saplamışlar. Hastaneye kaldırıldı ama kan kaybından vefat etti. Biz Suriyelilere evimizi açtık. Misafir ettik, onlara yüreğimizi açtık. Ama onlar bizim ciğerimizi yaktı”

Suriyelilerin öldürdüğü gencin babası feryat etti VİDEO

Yakınlarının cenazesini teslim aldığı Yakup Kırlangıç, toprağa verildi.

POLİS KATİLİ ARIYOR

Diğer yandan Adana polisi, sırtından bıçaklanarak öldürülen Yakup Kırlangıç’ın katil zanlısı olarak belirlediği Suriyeli 27 yaşındaki İmad Hamidi’yi yakalamak için çalışma başlattı. Polis, adı açıklanmayan bir Suriyeli’yi daha arıyor.

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Avrupa Polis Kongresi’nde, Avrupa ülkelerindeki terör tehditleri karşısında işbirliğinin arttırılması konusu masaya yatırıldı. Anayasayı Koruma Federal Dairesi (BfV) Başkanı Hans-Georg Maassen, Almaya’da terör tehlikesinin devam ettiğini hatta giderek arttığını söyledi.

ÜLKEDEKİ 1600 DEAŞ’LIDAN 570’İNİN EYLEME HAZIR OLDUĞUNU BELİRTTİ

Hans-Georg Maassen, 2016 yılında bin 200 olan DEAŞ mensubu sayısının bu yıl bin 600 olduğunu belirterek, tespit edilen potansiyel terör eylemcilerinden 570’inin eyleme hazır olan kişiler olduğuna dikkati çekti. Haber alma teşkilatlarının işlerinin zor olduğun belirten BfV Başkanı Maassen, sanal ortamda oluşturulan terör gruplarının deşifre olabilmesi için istihbarat teşkilatlarının bu yönde çalışmalar yapmaları gerektiğini söyledi.

“TERÖRİSTLERİN ALMAN POLİSİNDEN DAHA PROFESYONEL SİLAH KULLANABİLDİKLERİNİ BİLİYORUZ”

Diğer yandan, Almanya’ya dışarıdan gelen ve eylem yapanların çok tehlikeli teröristler olduklarını belirten Maassen, “Özellikle Suriye’den gelen teröristlerin patlayıcı üretme yeteneğine sahip olduklarını Alman polisinden daha profesyonel bir şekilde silah kullanabildiklerini biliyoruz. Son iki yılda Avrupa genelinde düzenlenen 15 terör saldırısının iki büyük eylemini Avrupa ülkeleri dışından gelenlerin yaptıklarını ve büyük kayıplar verdirdiklerini biliyoruz. Diğer eylemler ise küçük grupların eylemi veya ferdi eylemler oldu. Almanya’da olduğu kadar Avrupa ülkelerinde de terör tehlikesi devam ediyor” açıklamasında bulundu.

GEÇTİĞİMİZ YIL 1104 İHBAR ALDIKLARINI SÖYLEDİ

Maassen, 2015 yılında Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın telefonlarına 520 ihbar geldiğini, 2016 yılında ise bin 104 ihbar geldiğini ifade etti.